
cumartesi günü diyarbakırspor – bursaspor maçında yaşananları gördükten sonra yaşadığımız bu ülke hakkında olumlu şeyler düşünen sanırım yoktur. ne sevinmeyi biliyoruz, ne üzülmeyi, ne tepki tepki vermeyi, ne nerede duracağımızı. futbolcuların stadyuma polis otobüsüyle geldiği, polis kaskıyla stadyumdan kaçırıldığı gazetecilerin, futbolcuların, hakemlerin üzerine bilumum yabancı maddenin ve koca koca taşların atıldığı bir futbol maçıydı kağıt üstünde. futbolun hiçbir unsurunun barınmadığı bu maç takip ettiğiniz üzere tamamlanmadı.
bundan sonra bahsedeceklerimin dün oynanan futbol maçı ile alakası olmamakla birlikte türk insanının spora yaklaşımını açıklamaya yönelik olacaktır. sporun her dalı sosyal yaşantının getirdiği sıkıntılardan uzaklaşmaya, kişisel gelişime bir araç olarak görülmüştür dünyanın her yerinde. ne yazık ki dünyada süregelen bütün kuralların farklı algılanıp, uygulandığı ülkemizde spor ve spor ile ilgili tüm terimlerde bundan nasibini alarak kendi kuralları ile oynanır olmuş. bu konudaki yanlışları gidermek için hiçbir şey yapmadığımız gibi, aksine kendi yanlışlarımızdan doğruya ulaşacağımızı düşünerek yaklaşıyoruz olaylara. bütün bu olayları da koltuklarına sıkı sıkıya oturan, çözüm adına yıllardır hiçbir şey yapmayan yöneticilerden bekliyoruz.



![amerika ve ermeni olayları ERMENI-OLAYLARI-TARIHI-HUSEYIN-NAZIM-PASA__15262415_0[1]](http://www.cafekonomi.com/wp-content/rsm/ERMENI-OLAYLARI-TARIHI-HUSEYIN-NAZIM-PASA__15262415_01.jpg)
![vergi haftası yolSON[1]](http://www.cafekonomi.com/wp-content/rsm/yolSON1-709x1024.jpg)
