
Diyarbakır / Lice - 9 Şehit

Bilkent Üniversitesi - Hikmet Sami Türk’e Suikast Girişimi

İstanbul / Bostancı - 1′i Şehit 2 Ölü
29 Nisan 2009 Fibonacci Kategori: Siyaset | Yorum yok »

Diyarbakır / Lice - 9 Şehit

Bilkent Üniversitesi - Hikmet Sami Türk’e Suikast Girişimi

İstanbul / Bostancı - 1′i Şehit 2 Ölü
15 Nisan 2009 Fibonacci Kategori: Siyaset | Yorum yok »

” Yakın dönemde bazı gelişmeler, dinle toplum, dinle ekonomik yapı arasında yeni bir ilişkiyi öne çıkarırken mevcut ilişkilerin de yenilenmesini sağlamıştır. Yeni kimlik ve aidiyet arayışları, ekonomik beklentiler, yaşanan büyük göç olgusu ve sosyal devlet olgusunun zayıflaması, toplumları ister istemez yeni dayanışma arayışlarına itmiştir. Bu nedenler, günümüzde de sosyal gruplaşmaların ve din ekseninde bazı cemaatleşme yapılanmasının gittikçe artmasına neden olmuştur.
Bugün bazı cemaatler öncelikle bir ekonomik güç olmaya ve daha sonrada sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir tek tip yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. İşte sorun da buradadır. Sorun, dinin ve dinî duyguların kendi amaçları için, alet ve araç olarak kullanılmasıdır. Bu gerçeği 1927′de gören Atatürk, konuya ilişkin görüşlerini Nutuk’ta şöyle ifade etmiştir: ‘Daha önce olduğu gibi, bugün de, milletlerin bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak bin bir türlü siyasi ve kişisel amaç ve çıkar sağlamak için, dini alet ve araç olarak kullanmak girişiminde bulunanların, içeride ve dışarıda varlığı, bizi bu konuda söz söylemekten, ne yazık ki, henüz uzak bulundurmuyor.’
Burada bir noktayı hatırlamamız gerekir; bilindiği gibi Weber , modernitenin düşünürlerinden birisidir. Ona göre modern organizasyon, özgürleşmeye dayalıdır. Sivil örgütler ise giriş ve çıkışın özgür iradeye bağlı olduğu, gönüllülük temelinde işleyen açık örgütlerdir. Dinsel cemaatler ise kapalı ve içe dönüktür. Cemaate giriş ve çıkış çok farklı dinamiklere bağlıdır. Bu koşullar altında, dinsel cemaatlerin, hele çıkar çevresinde örgütlenmişse, sivil toplum hareketi olduğunu öne sürmek çok güçtür.
Bu düşünceye rağmen, bugün de bazı din eksenli cemaatler, kendilerini demokratik alanın bir oyuncusu olarak takdim etmekte ve çeşitli nedenlerle de görünürde kendilerinin güçlü bir konuma geldiğine inanmaktadırlar. Ancak bu güç imajı ve algısı yanıltıcıdır. işte bu tip bazı cemaatler hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ni görmektedir. Bunun için de, her fırsattan istifade ederek, destekleyicilerinin de yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tepkisiz ve etkisiz kalacağını düşünmek ise büyük yanılgıdır…”
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ
15 Nisan 2009 Fibonacci Kategori: Ekonomi | Yorum yok »

Tüik’in açıkladığı Ocak ayı işsizlik oranı % 15.5 olarak açıklandı. Şubat ve Mart aylarında bu oran daha yukarıları görecektir. %15.5 olan işsizlik oranı 3 milyon 650 bin kişiye denk geliyor ki bu Türkiye tarihinin işsizlik rekoru demek oluyor. Açıklanan bu ürkütücü rakamın gerçek işsizlik oranını yansıtmadığı aşıkar. Sadece iş bulma ümidi kalmayanlar ile mevsimlik çalışanlar işsiz sayısına katılsa, Türkiye’de işsiz sayısı 6 milyon 334 bin kişiye, işsizlik oranı ise resmi açıklamaların neredeyse iki katına çıkmakta, %26,9‘a yükseleceği belirtiliyor. Uzun uzun yazacak vaktim malesef yok. Ama söylenecek pek fazla birşey de yok. Artık söylenecek sözlerle işsizliğin önüne geçilmeyecek bir noktaya ulaştı. İş bulamadığı için yüksek lisans yapan binlerce işsiz-öğrenci gibi benim de sınavlarım var. Ve biz çok şükür ki öğrenci olduğumuz için bu oranın dışında tutuluyoruz! Padişahım çok yaşa!
| Japonya ( Şubat ) | % 4.4 |
| İngiltere ( Ocak ) | % 6.5 |
| ABD ( Mart ) | % 8,5 |
| Euro bölgesi (Ocak) | % 8,5 |
| Almanya (Mart) | % 8,6 |
| İrlanda (Şubat) | % 11 |
| İspanya (Şubat) | % 15,5 |
03 Nisan 2009 Fibonacci Kategori: Siyaset | 1 Yorum »

ilber ortaylı’nın bir kaç ay önce söylediği sözleri dün akşam tekrar hatırlayıp, gökçek’e 25 yıl boyunca ankara’yı yönetme hakkını veren bu halka, melih gökçek’in ne verdiğini uzun uzun düşündüm. bir şey bulacağımı sanmıyordum ama ekrana yansıyan sonuçların, bir şeylerin karşılığında oluşması gerekiyordu. ama yüksek ironi içeren ortaylı’nın söylediklerini dün daha iyi anladım. şöyle diyordu ortaylı : “ankara halkı kendisine derhal bir heykel dikmelidir. bir adam 20 yıl boyu koca bir metropole belediye başkanı olduğuna göre, demek ki fevkalade yaratıcı, fedakar, büyük eserler veren, hatta dünya şehirciliğine örnek olacak sistemler geliştiren biridir. böyle bir belediye başkanını kutsamanız gerekir.”
Devamını oku »
28 Mart 2009 Fibonacci Kategori: Siyaset | Yorum yok »

Açılım ve yardım tartışmaları içinde, ülkenin bütün sorunlarını bir tarafa bırakarak yerel seçimlerin yapılacağı güne geldik. Liderlerin 22 Temmuz seçimlerinden bu yana usluplarında en ufak bir düzelmenin olmadıgını, meydanlarda insanlara hitap ederken zeka seviyelerinin ilkokul çocuklarının bile altına indiğini ve pazar günü seçeceğimiz bu insanların aslında ülke yönetimi için ne kadar biçilmiş kaftan!! olduklarını uzun bir zamandır izledik. Aslında toplumun büyük çoğunluğunun futbol takımı gibi siyasi parti desteklediğini göz önüne alırsak, siyasilerin ne yaptığının, ne söylediğinin çokda önemli olmadığı sonucuna varabiliriz. Halkın sadece vatandaş olduğunu, seçimlerden bir ay önce hatırlayıp bir gün sonra unutan, onları verdikleri kömürlerle, patateslerle alabileceğini sanan -ve ne yazık ki alan- bu siyasiler ile yeni bir sandık savaşına gidiyoruz.
Hepimizin ekranlardan tanıdığı Ahmet Çakar’ın hayatında söylediği belki de en doğru söz her şeyi anlamaya yetiyor. “Bunların yüzde 80’i başka amaçlar için oraya geliyor. Ayda 3 - 4 milyar almak için 4 trilyon seçim çalışması yapmanın bir anlamı var mı? ” Türkiye’de bir grup insan için siyaset, bir şeyleri daha hızlı yapmak, kapıları duvarları daha hızlı açmak için kullandıkları bir anahtar görevi görüyor. Böyle olunca da sabahtan aksama kadar sokak sokak dolaşan seçim arabalarının, gökyüzünü kapatırca asılan bayrakların, insanları alanlara doldurmak için yapılan harcamaların hiçbir sakıncası olmuyor.
Pazar günü yapılacak olan seçimde yine 22 Temmuz benzeri bir tabloyu görecegimizden hiçbir şüphem yok. Yapılan son anketlerde bunu destekler vaziyette. Aradan geçen bir buçuk yılda ülkede hiçbir pozitif belirti olmamışken akp’nin bu kadar yüksek oyu nasıl aldığını anlamak gerçekten çok zor. Yine iş dönüp dolaşıp insanların siyasette bakış açısına geliyor. İnsanlar tuttukları siyasi parti başkanı kimi aday gösterirse, düşünmeden, tartmadan verilen oylar ve hiçbir iş yapmadan “başka amaçlar” için gelen vatanını, milletini seven insanlar. Türkiye’de siyaset çarkları bu şekilde işliyor.

Yukarıdaki tablo 1961 yılında bugüne iki seçim arasında oyların ne yönde değiştiğini gösteriyor. 73 Aralık yerel seçimlerde chp’nin dışında oylarını arttıran parti akp gözüküyor. Turgut Özal bile yerel seçimlerde oylarındaki erimeyi engelleyememiş. Pazar akşamı tablodaki boş kutuya, küçük bir eksi oranla da olsa akp nin yerleşeceğini tartışmak anlamsız olur. Tartışılması gereken ise akp’nin bazı adaylarına rağmen nasıl bu kadar büyük bir oy oranı ile sandıktan çıkabildiğidir. Örneğin her şeye rağmen İ.Melih Gökçek’in tekrardan başkan çıkmasının açıklamasını yapmak Türkiye ve Dünya siyasetini baştan aşağı yazmakla eş değerdir sanırım. Daha öncede dediğim gibi pazar günü Ankara’dan sadece başkan değil Ankaralı’nın aptallık seviyeside çıkacak.