# Haftanın en önemli olayı Sosyal Güvenlik Yasası’nın yasalaşmasıydı. Toplumun herkesimini ilgilendiren kanun yapılan eylemlere, verilen demeçlere ve onca tartışmaya rağmen yasalaşarak meclisten geçti. Ali Tezel bir kaç gündür Ntv ekranlarında Ntv’ye Sorun programına katılarak onlarca soruyu bilgisayar edasında cevapladı.
Yasanın mevcut hali ile Türkiye ekonomisinin taşıyamayacağı bir noktaya geldi. Mecburen köklü değişikliklere gidilerek çöken Sosyal Güvenlik Kurumu’nu bir şekilde Türkiye’nin geleceğini göz önüne alarak düzenlemek gerekiyor. Ama yasanın getirdiklerinden çok götürdükleri ile tartışılıyor. Özellikle emeklilik yaşının kadınlar ve erkeklerde 65 yaşına çıkarılması ayrıca da emeklilik maaşlarındaki kesinti yasanın en çok eleştirilen kısmı. Ortalama yaş ömrünün 71 yıl olduğu ülkemizde 65 yaşında emeklilik diğer değişle “mezarda emeklilik” gelecek nesilleri şimdiden düşündürüyor.Mezarda emekliliğe yakalanmamak için son gün 30 Nisan.
#Hükümetin İstihdam Paketi ise haftanın bir başka konuydu.Hazırlanan bu paketleri öğrencilerin ders çalısmak için yaptıkları çalışma programlarına benzetiyorum. Her zaman hevesle hazırlar ilk günden sonra da hiç uymazdım. Uyanıda hiç görmedim. Tıpkı onun gibi hükümette bir paket hazırlamış. Genç nüfusta ki(18-29 yaş) işsizlik oranı istihdam paketinin önemli konusu. İşverenden yapılacak 5 puanlık Ssk indirimi istihtama ne kadar fayda sağlayacak önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ayrıca bir türlü bitmeyen Gap’ta istihdam paketinde yer almış.Bölgenin sulama yetersizliği ve kuraklık göz önüne alındığında, Gap’ın en kısa sürede bitirilmesi bölgedeki tarım alanlarından alınacak verimi en üste çıkartacak.
# “IMF’ye ihtiyacınız yok.” Bu sözün sahibi IMF Avrupa Bölgesi Direktörü Deppler. Imf’nin Türkiye ekonomisine katkıları! bir yana siyasi olarak karışmadığı hiçbir yer kalmadı. Ki artık bize ihtiyacınız yok diyebiliyorlar. 1961 yılında başlayan birliktelikte, onlarca stand-by (bir çoğu başarısız), ekonomik programlar ve paketler.. Imf devri kapanmak üzere. Önemli olan Imf’ye bağlı olmayacak bir şekilde ekonomiyi yönetebilmek.
#Perşembe günü Ntv’de Yazı İşleri’nin konuğu Mehmet Barlas’tı.Sakin tavrıyla bildiğimiz Barlas, Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır’ın Atv’ye transfer parası olan 900 000 Ytl’yi iade etmesiyle ilgili soruyu sorunca Mehmet Barlas bugüne kadar hiç görmediğim bir tavırla demediğini bırakmadı.Aslında suratında yine o sakinlik vardı ama verdiği cevaplar çok manidardı.Programdan bir kaç satır arası vererek maddelere son verelim.
Mirgün Cabas-Siz Sabah-Atv grubuna transfer olduğunuzda ücret aldığınız söylendi. Siz sonra bu parayı iade ettiniz. Bu paranın akibeti ne oldu?
Mehmet Barlas-”Ben Çalık Grubu’nun hemen geleceğini hesap ederek bunlarla bir anlaşma yaptım. Karşılığında 3 senelik bir para aldım. baktım aradan 1 ay geçti. Çalık Grubu gelmedi. Parayı iade ettim. TMSF’den para almış olmamak için. Mesele buydu. Onun dışında ne kadar aldın? Bunu ne zaman vereceksin? Alacak mısın? Bunu sormak size düşmez. Bunu ancak vergi memuru sorabilir. Senin eline bu kadar para geçti. Sen bunun vergisini veriyor musun diye? Bu sorulabilir. Ama siz çalıştığınız kurumun başındaki kişiye sen Ferit Şahenk’ten yılda ne kadar prim balıyorsun, ya da Zafer Mutlu’ya sen Etibank’tan ne kadar kâr aldın? Dinç Bilgin hapse girerken sen nasıl gazete sahibi oldun? diye nasıl soramazsanız, başka meslekdaşlarınıza da bu soruyu soramazsınız. Hem kural dışıdır hem mesleki ahlaka yakışmaz.
Tabi ki de benim şöyle bir şeyim var. Ben NTV’de çalışan bir insanım. NTV’nin bir takım medya sitelerinin farkı olduğunu düşünüyorum. Bu tür meselelerin medya içindeki dedikoduların haberleştirildiği sitelerde konu edilebilir. NTV gerçekten kurumsal kimliği olan ciddi bir kanal. Burda iki tane NTV mensubunun meslekdaşlarına burada o parayı aldın. Verecek misin? Alacak mısın? NTV derecesini düşüren çıtasını düşüren soru sormasını yadırgadım.”