| RSS İçin Kayıt Ol

Sansür #2

Ağustos 25th, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Cafemizden

Geçtiğimiz hafta internet site ve bloglarını kapatarak gerçekleştirdiğimiz “geleceğin internetinin önizlemesi yapıyoruz” eylemi amacına ulaşmış olmalı ki Financial Times‘ın cuma günü sayfalarında şu şekilde yer aldı.

ByAlex Barker in Ankara and Andrew Edgecliffe-Johnson in New York
Published: August 22 2008 17:03 | Last updated: August 22 2008 17:03

Turkish bloggers are closing their websites to protest against courts banning dozens of mainstream sites for carrying content deemed “immoral” or insulting to Turkey’s founding father.

A grassroots “censuring the censors” movement has formed over the past week, with about 450 websites voluntarily replacing their content with a message mocking the official court order barring access to a website.

A law passed in 2007 gave judges the power to ban websites for inciting suicide, drug use, paedophilia, immorality, illegal prostitution or insulting Mustafa Kemal Ataturk, the architect of modern Turkey.

Judges have used the power to its fullest, temporarily closing popular websites including Wordpress, the blogging platform, Alibaba.com, a trading site, Slide.com, the photo sharing site, and Geocites, the webhosting service.

YouTube, the Google-owned online video-sharing site, has fallen foul of the censors several times and has been off-limits to users in Turkey since May. It has been alarmed at authorities’ attempts to make contentious content inaccessible not only to viewers in Turkey but around the world.

Last year YouTube provided the forum for an intense “cyber war” between Turkish and Greek nationalists posting abusive videos. One video claiming Ataturk was homosexual was enough for a Turkish judge to close the entire YouTube site.

Firat Yildiz, a blogger who was the first to “self-censor”, said he “simply had enough” when a court banned Dailymotion.com, a French video clips site. Visitors to Mr Yildiz’s blog were confronted with a message saying “access to this site has been blocked by order of the website itself”, a play on the typical court closure order.

Admirers of Mr Yildiz’s gesture wrote a code to allow others to follow his lead. Encouraged by the level of support his action received, Mr Yildiz and Deniz Tan, his creative partner at an Istanbul ad agency, set up a campaign page; 450 websites have signed up.

“Finding a ‘back door’ to keep on using banned websites is no solution,” the manifesto says. “We must oppose all forms of censorship because it impinges on your freedom to information, chews up your rights, and takes your power to judge right from wrong and gives it to another person.”

The campaign has the backing of several popular websites such as sinema.com and Zargan, an English to Turkish dictionary.

Google has watched developments in Turkey with concern, but would not comment on talks with authorities, beyond reiterating that YouTube would remove offending content when told of a legitimate concern.

Mr Yildiz and Ms Tan denied receiving assistance from big US or European companies and said the campaign was spontaneous.

Turkey’s young society – more than three-quarters of the 72m population is under 30 – has embraced the internet, flooding social networking and file-sharing sites and making Turkish one of the leading languages online. Turks make up the fourth biggest national community.

But online operators have yet to realise the full commercial potential of the Turkish market, according to Baris Karadogan, a Turkish venture capitalist in Silicon Valley. He argues this will limit the commercial impact of the rise in censorship. “Closing sites like YouTube is ridiculous. But when you have a hammer everything looks like a nail. The Turkish government will learn that closing down sites will solve nothing.”

Etiketler: , , , , ,

Dış Ticaret Uzmanlığı Sertifika Programı

Ağustos 23rd, 2008 | 2 Yorum | Kategorisi Cafemizden, Cv

Türk Dış Tİcaret Vakfı’nın her yıl Ankara ve İstanbul’da düzenlediği eğitim programlarına bu yıl İzmir, Konya ve Gebze’de de başlıyor. 8 haftada toplam 65 saat eğitimin verildiği kursta katılımcılara eğitim sonunda dış ticaret uzmanlık sertifikası veriliyor.

Programların başlama tarihleri:

30 Ağustos İstanbul

6 Eylül Ankara

13 Eylül İzmir

27 Eylül Gebze

25 Ekim Konya

Eğitim Ücretleri:

Ankara, Konya, Gebze, İzmir

Peşin : 925 YTL
5 Taksitli :1.000 YTL
10 Taksitli :1.050 YTL

İstanbul

Peşin : 1.050.-YTL
5 Taksitli :1.125.- YTL
10 Taksitli :1.200.- YTL

Programlar hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , , ,

Stres

Ağustos 23rd, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Cafemizden, Gündem Dışı

Son dört ayda ;

6 ayrı hastane,

10′ nun üzerinde doktor,

5 ayrı şikayet,

tek teşhis,

STRES

zor ve sıkıntılı günler…

Etiketler:

İşsizlik

Ağustos 23rd, 2008 | 1 Yorum | Kategorisi Cafemizden, Gündeme Dair

Daha önce yükseköğrenim sonrası yaşanan sıkıntılar ile ilgili bir kaç başlıkta önemli konulara değinmiştik. Bu konular askerlik - iş ilanlarında belirtildiği gibi yazalım (erkek adaylar için) - ve kredi yurtlar kurumu tarafından verilen geri ödemeli öğrenim kredileri ile ilgiliydi. Bu yazıda ise yüksekögrenim sonrası asıl sorun olan issizlik konusuna değinmeye çalışacağız.

Ne yazık ki günümüzde Türkiye’nin bir kaç gözde üniversitesini bitiren öğrenciler hariç geri kalan kısmının bir süre bazen uzun bir süre üzerinde taşıdığı sıfat olan “işsizlik”. Çalışma isteğine ve yeteneğine sahip olup, cari ücret haddi ve çalışma saatlerini kabul ettiği halde iş bulamayan kimseler işsiz olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de gereken istihdam alanı olmadığı ve bir çok alanda aşırı yığılma olduğu için Türkiye’nin en büyük sorunu olarak işsizlik karşımıza çıkıyor.

Lise yıllarında seçilen alan ile birlikte ayrılan dostluklar, arkadaslıklar 6-7 yıllık aranın ardından işsiz olarak yine aynı çatı altında birleşiyor. Hemen hemen tüm bölüm mezunlarının ortak sıkıntısı iş bulamama. Bu yazı da daha çok İİBF ağırlıklı olarak bir analiz yapmaya çalısacagız.

Kaan’ın “Türkiye’de bir şey olmak gerçekten zor zanaattir” diyerek başladığı ve Türkiye’de öğretmen olmanın engebeli yollarını gösterdiği yazı aslında herşeyi özetliyor. Elinde öğretmen olabilir belgesi olan ve ülkenin doğusunda batısında bu kadar öğrenmeye aç insan varken bu kadar öğretmen adaylarının işsiz durumda olmasını anlamak mümkün değil.

Türkiye’de üniversiteli işsizlerin çoğunluğunu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) mezunları oluşturuyor. İşletme, iktisat, kamu yönetimi, maliye, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri, ekonometri, uluslararası ilişkiler bölümlerini kapsayan İİBF Türkiye’de hemen her üniversitede bulunuyor olması hem öğrenci sayısının çok olmasına hem de yeteri kadar istihdam yaratılmaması nedeniylede mezuniyet sonrası diplomalı issiz sayısında başı çekiyor olmasına neden oluyor.

İİBF mezunları diğer alan mezunlara göre daha geniş alanlarda çalışma imkanı bulmasına rağmen issiz sayısı diğer alanlara göre cok daha fazla. Örneğin yukarıda Kaan’ın belirttiği öğretmen adayının Kpss macerasının olumsuz neticelenmesi sonucu en iyi seçenek dersanede ögretmenlik yapmak olacaktır. Ama İİBF mezununun önünde seçebileceği bir çok çalışma alanı bulunuyor. Öncelikle herkesin amacı devlete sırtı yaslamak olduğu için Kpss şansını deneyecektir . Kpss A grubundan Müfettişlik, denetmenlik ve Kontrolörlük her İİBF mezunun hayalinde yatan mesleklerdir. Ama buralara girmek gerçekten çok iyi puanlar ile başarılabilmektedir. Kpss B kadrosunda ise bir çok seçenek yine mevcut.

Devlette sırtını yaslayamayan İİBF öğrencilerini özel sektörde ise bir çok alan bekliyor. Mali müşavirlik, satış - pazarlama, bankacılık, yöneticilik, insan kaynakları, finans, ekonomist, dış ticaret .. Gerçekten çalışma alanı oldukça geniş. Ama bu seçenek bolluğu iş bulmak için yeterli olmuyor ve yeteri kadar donanımlı olmayan İİBF mezunlarına is bulmada sıkıntı yaşıyor. İşverenlerin haklı olarak işe almada en donanımlı adayı tercih etmesi, iş ilanlarında ikinci üçüncü yabancı dil bilme şartı, ingilizce hazırlık bile görmeden mezun olan öğrencileri iş bulmada tercih sebebi olmamaya mahkum ediyor. Eğer gerekli donanımınız yoksa iyi bir iş bulmak gerçekten zor. Aslında zor demek yanlış. Ama verilen ücretler hayal edilenlerin çok uzağında kalıyor. Örneğin bir çok kişiye dısardan cok guzel bır meslek olarak gelen bankacılık. İş Bankası’nın en son alımını yaptığı operasyon destek sınavı sonrası işe başlayanlara bankanın verdiği maaş 430 Ytl. Ayrıca kariyer yolu kapalı olarak işe aldığını belirtmesine rağmen binlerce üniversite mezunu bu ilana başvurdu. Tabi ki her banka, her pozisyon için bu rakamlar geçerli değil.

Bu kadar çok iş arayan mezun varken iyi bir iş bulmak için iyi bir donanıma sahip olmak gerekiyor. Ve işsizlik sürecini en aza indirmek için gerekli donanıma okul yıllarında kavuşmak gerekiyor. En başında ise en az bir yabancı dil. Bunun yanında eğitim sertifikaları, seminerler, bilgisayar sertifikası… Uzun lafın kısası özel sektörde para kazanmakta kolay değil. Özel sektörde iyi paraları sadece uzman kişiler kazanıyor. Yani İİBF için önünde bulunan iş alanlarının birinde uzmanlaşmak tek yol.

Türkiye’de işsizlik konusu açıldığı zaman hemen “iş çok iş beğenmiyorlar” sözünü duyarız. Edebiyat ve biyoloji mezunu polisliğe başvuruyorsa, uluslararası ilişkiler mezununun bankada gişe pozisyonunda çalışıyorsa, Libya’da 2500 dolar kazanan mühendise Türkiye’ye de 1000 ytl teklif ediliyorsa, ziraat mühendisi gidip Metro’da kasiyerlik yapıyorsa, site yazarı olan Mehmet mezun olur olmaz Rusya’yı tercih ediyorsa Türkiye’de işler pek normal gitmiyor demektir.

Biraz kopuk kopuk oldu ama işsizlik konusuna da değinmiş olduk. Hayat zor. Türkiye’de çok daha zor. Yukarıda yazdığım gibi çok engebeli bir yoldan geçip bir yerlere gelebilirsiniz. Geldiğiniz yerin sizi tatmin etmesi, katlanılan sıkıntılara değmesi herkesin tek amacı. Ya da hiç bir sıkıntıya girmezsiniz dayınız, amcanız sizin kariyer yolunuzu açar.

Etiketler: , , , ,

Psikolojik Darbe #2

Ağustos 21st, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Cafemizden, Gündeme Dair, Haber

İzmir - Konak - 16 yaralı

Yalnız ve güzel ülke üzerinde kirli eller

Etiketler: ,

Denek

Ağustos 21st, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Cafemizden, Gündeme Dair

Bizi deniyorlar…

Onların gözünde birer denekten farkımız yok. Hızlı trenleri için bizi deniyorlar, abuk sabuk yasa teklifleri için, akıllara ziyan sistemleri için hep bizi deniyorlar.

Çocuklarımız üzerinde sistem üzerine sistem deniyorlar. Üniversiteye girmenin yolu her kuşakta değişiyor, yetmiyor, bir kuşakta iki kere değişebiliyorlar. Ülkece, beyefendilerin “pilot bölgesiyiz”, “figüranıyız”, “crash test dummie”siyiz.

Bu dergi için çalışan insanlar arasında en fazla 15 yaş fark var ve hiçbiri, aynı sınav sisteminden geçmiş, aynı sınav sistemiyle mezun olmuş, üniversiteye girmiş değil.

Kalitesiz binalarını, derme çatma yollarını, buram buram asfaltın yanında yolsuzluk kokan otobanlarını, seçim barajlarını hep üzerimizde deniyorlar… Olmadı, baştan yaparlar, bir daha denerler. Nasıl olsa söz konusu olan sizin, bizim hayatımızdır, beyefendilerin değil.

Beyefendilerin gözünde birer denek hayvanından farkımız yok. Hepsi bitti, şimdi yaptıkları ve milyonlarca dolara satacakları geminin filikalarının sağlam olup olmadığını da üzerimizde denemeye başladılar. Sağlamsa ne ala, değilse elveda…

İşçilerimiz, birer kum torbası muamelesi görerek filikaların sağlam olup olmadığının anlaşılması için kullanılabiliyor. 3 can daha gitmiş, 3 aile daha evladını kaybetmiş ne var bunda? Filikayı denediler ya, bu yeter onlara. Sağlam değilmiş işte düzenekleri, yenisini yaparlar, yine denerler, yine kum torbası yerine işçilerimizi kullanırlar. Yapmazlar bir daha mı diyorsunuz? Siz daha bu ülkeyi tanımıyorsunuz.

Tüpgaz kaçağını çakmağıyla kontrol eden tüpçü misali, ama kendi hayatlarını değil, bizim hayatlarımızı ortaya koyarak deniyorlar.

Yıllardır üzerimizde her şeyi denediler; terör örgütlerini, istikrarsızlaştırmanın türlü çeşidini, en akla hayale gelmedik para politikalarını, garabet eğitim sistemlerini…

Şimdi bir filikanın sağlam olup olmadığını denemişler, çok mu? Verecek 70 milyon canımız var, azar azar veriyoruz: Beyefendilere feda olsun!

Uykusuz-50

Sansür

Ağustos 21st, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Cafemizden, Gündeme Dair, Haber

Bize göre:

Sansür, asla küçümsenmemesi gereken çok önemli bir konudur. Herkes bunun vehametinin farkına varmalıdır.

Ülkemizde son günlerde, özellikle sanal ortamda artan kontrolsüz bir sansür söz konusudur.

Gerçek hayatta suç olan şeylerin sanal hayatta da suç olması normaldir. Kimse birini öldürüp, bunun videosunu yayınlamamalıdır. Bunu engellemeye sansür denemez. Aynı şey tecavüz, çocuk pornosu, uyuşturucu madde temini gibi konular için de geçerlidir.

Gerçek hayatta suç teşkil etmeyen şeylerin sanal ortamda keyfi faktörlerle engellenmesi sansürdür.

Bazı kurallar koyulacaksa bu iyice, açıkça tanımlanmalıdır. Ucu açık söylemlerle iş keyfiyete bırakılamaz. Her önüne gelen, mahkemeye başvurup site kapattıramaz.

Müstehcenlik, intihara özendirme gibi belirsiz söylemler tek başına site kapatmaya yeterli olmamalıdır çünkü bunlar beraberinde “kime göre” sorusunu getirecektir ve bu kabul edilebilir bir şey değildir.

Porno suç değildir. Kimsenin fantezi dünyası kimseyi ilgilendirmemelidir.

Düşünce suç değildir. Herkes istediğini düşünmekte özgür olmalıdır.

Kapatılan sitelerin bazı meslek sahiplerini etkiliyor olabileceği gözardı edilmemelidir ve bu sitelerin sadece eğlence aracı olmadığı insanlara vurgulanmalıdır.

Ülkemize edilen hakaretlerin cezası bize değil, o hakaretleri edenlere kesilmelidir. Gerekirse site yönetimi ile görüşülmeli ve hakaret içeren videoların kaldırılması talep edilmelidir. Türkiye’yi internetten kovmak üç tane ergen çocuğun yapabileceği bir şey olmamalıdır.

Arka kapılar bularak yasaklanan sitelere girmeyi başarabilmek, sorunun çözümü demek değildir.

Sansür, sadece sanal ortamlarda değil, her ortamda var olabilen bir tehlikedir. Sanal ortamdaki sansürün sanata, resimlere, filmlere, kitaplara da sıçraması gayet mümkündür. Bu nedenle, sansürün her türlüsüne karşı durmak gerekmektedir çünkü sansür, bilgi alma özgürlüğümüzün kısıtlanması, haklarımızın çiğnenmesi ve bizim için neyin doğru olduğuna başkalarının karar vermesi demektir. Dolayısıyla sansür özgürlüğün ihlalidir.

Ve unutmamak, unutmaktan; ses çıkarmak, susmaktan her zaman için daha iyidir.

Devamı.. »

Etiketler: , ,