29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

Açılım ve yardım tartışmaları içinde, ülkenin bütün sorunlarını bir tarafa bırakarak yerel seçimlerin yapılacağı güne geldik. Liderlerin 22 Temmuz seçimlerinden bu yana usluplarında en ufak bir düzelmenin olmadıgını, meydanlarda insanlara hitap ederken zeka seviyelerinin ilkokul çocuklarının bile altına indiğini ve pazar günü seçeceğimiz bu insanların aslında ülke yönetimi için ne kadar biçilmiş kaftan!! olduklarını uzun bir zamandır izledik. Aslında toplumun büyük çoğunluğunun futbol takımı gibi siyasi parti desteklediğini göz önüne alırsak, siyasilerin ne yaptığının, ne söylediğinin çokda önemli olmadığı sonucuna varabiliriz. Halkın sadece vatandaş olduğunu, seçimlerden bir ay önce hatırlayıp bir gün sonra unutan, onları verdikleri kömürlerle, patateslerle alabileceğini sanan -ve ne yazık ki alan- bu siyasiler ile yeni bir sandık savaşına gidiyoruz.
Hepimizin ekranlardan tanıdığı Ahmet Çakar’ın hayatında söylediği belki de en doğru söz her şeyi anlamaya yetiyor. “Bunların yüzde 80’i başka amaçlar için oraya geliyor. Ayda 3 – 4 milyar almak için 4 trilyon seçim çalışması yapmanın bir anlamı var mı? ” Türkiye’de bir grup insan için siyaset, bir şeyleri daha hızlı yapmak, kapıları duvarları daha hızlı açmak için kullandıkları bir anahtar görevi görüyor. Böyle olunca da sabahtan aksama kadar sokak sokak dolaşan seçim arabalarının, gökyüzünü kapatırca asılan bayrakların, insanları alanlara doldurmak için yapılan harcamaların hiçbir sakıncası olmuyor.
Pazar günü yapılacak olan seçimde yine 22 Temmuz benzeri bir tabloyu görecegimizden hiçbir şüphem yok. Yapılan son anketlerde bunu destekler vaziyette. Aradan geçen bir buçuk yılda ülkede hiçbir pozitif belirti olmamışken akp’nin bu kadar yüksek oyu nasıl aldığını anlamak gerçekten çok zor. Yine iş dönüp dolaşıp insanların siyasette bakış açısına geliyor. İnsanlar tuttukları siyasi parti başkanı kimi aday gösterirse, düşünmeden, tartmadan verilen oylar ve hiçbir iş yapmadan “başka amaçlar” için gelen vatanını, milletini seven insanlar. Türkiye’de siyaset çarkları bu şekilde işliyor.

Yukarıdaki tablo 1961 yılında bugüne iki seçim arasında oyların ne yönde değiştiğini gösteriyor. 73 Aralık yerel seçimlerde chp’nin dışında oylarını arttıran parti akp gözüküyor. Turgut Özal bile yerel seçimlerde oylarındaki erimeyi engelleyememiş. Pazar akşamı tablodaki boş kutuya, küçük bir eksi oranla da olsa akp nin yerleşeceğini tartışmak anlamsız olur. Tartışılması gereken ise akp’nin bazı adaylarına rağmen nasıl bu kadar büyük bir oy oranı ile sandıktan çıkabildiğidir. Örneğin her şeye rağmen İ.Melih Gökçek’in tekrardan başkan çıkmasının açıklamasını yapmak Türkiye ve Dünya siyasetini baştan aşağı yazmakla eş değerdir sanırım. Daha öncede dediğim gibi pazar günü Ankara’dan sadece başkan değil Ankaralı’nın aptallık seviyeside çıkacak.


Yorum Yap