Ak – ekonomi
Ekonomik krizin hikaye kısmını geride bırakmaya çok yaklaştık. Neydi o hikaye? Yıllardır faaliyette bulunan bankaların batmasını, ayda binlerce dolar kazanan Abdli zavallı! bankacıların işlerine son verilişlerini “ahh”lar “vah”lar içinde izlemiştik. Acıklı hikaye kısmını bitirdikten sonra krizin gerçek yüzünü göreceğimiz, asıl etkilerinin ortaya çıkacağı kısma yani bizim “ahh”lar “vah”lar çekebileceğimiz bölüme hızla ilerliyoruz.
10 Kasım tarihli yazının girişinde krizin hikaye kısmının bittiğinden ve reel sektörün etkilenmeye başladığından bahsetmiştim. Hemen hemen her sektörde işçi alımları durduruldu, üretim yapan fabrikaların bazıları fabrikayı kapatırken, bazılarıda ciddi anlamda üretimi azalttı. Cuma günü ise Türkiye’nin önde gelen bankalarından Akbank 1700 personelini işten çıkarttı. İşlerini kaybetmeyen şanslı kesimi ise, daha çok mesai, daha çok baskı, her an işten çıkartılabilmenin getirdi psikoloji bekliyor. Diğer bankalarda da işten çıkartmaların her an başlayabileceği söyleniyor.
İşlerini kaybedecek olan bir diğer finans sektörü mağduruda “brokerlar.” İşletme-iktisat okuyup, finans alanında çalışmak isteyen bir çok yeni mezunun hayallerindeki meslek broker olabilmekti. Imkb’de bilgisayar başında para yönlendiren bu insanlara imrenerek bakanların (ben dahil) artık brokerlara acıma vakti geldi.
İmkb’nin çalışmaya başladığı ilk yıllarda borsadaki emirler tahtaya yazılarak işleniyordu. Çalışan eksikliği nedeniylede çok çok iyi paralar alıyorlardı brokerlar. Ama gelişen teknoloji ile birlikte brokerlara eskisi kadar ihtiyaç kalmadı. Broker mesleğinin de miladı doldu. 1 Ocak 2009′da Spk kararı ile İmkb’de görev yapan broker sayısı azaltılacak. Böylece ekranlara bilgisayar başında çökmüş bir şekilde -belkide sadece “şov” yapan- yansıyan brokerler gerçekten çökecek.
Krizin reel sektörün asıl etkileneceği dönem Şubat-Mart dönemi olacak. Gelir gider dengesini sağlayabilmek için mümkün olduğunca kemerler sıkılacak. Bu dönemde işçi çıkartan şirketlerin yanı sıra kepenk indiren şirketleri de görebiliriz.
Başbakan iki hafta önce Imf ile yeni bir anlaşma yapılacak mı sorusu üzerine “ümüğümüzü sıktırmayız” demişti. İki gün öncede yeni bir anlaşmanın olacağını söyledi. Kriz döneminde büyük konuşmamak gerekiyor. Hem de konuştuğumuz ülke Türkiye gibi her on yılda bir kaç önemli kriz yaşayan bir ülke ise hiç konuşmamak gerekiyor. “Krizin teğet geçtiği” ülke “hamdolsun” krizden hiç etkilenmiyor.


Yorum Yap