Demokratik Açılımın Kapanışı
son yıllarda “demokrasi” teriminin içinde bulunduğumuz coğrafyaya sürekli amerika eliyle geldiğini, tanımında yer alan sözde “eşitlik” yerine bu ülkelere neler getirdiğini hepimiz yakın bir geçmişte gördük. ezilen, hor görülen halkın ağzına sürülen bir parmak demokrasi balı, yaşanan savaşları için büyük bir bahane oldu bu coğrafyada. afganistan’ın, pakistan’ın, hemen yanı başımızdaki ırak’ın “demokrasi aşkını” ne şekilde yaşandığını, bu halka faturasının ne kadar ağır olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. amerika eliyle gelen sözde demokrasi ile tanışmalarının üzerinden geçen bu kadar yılda açıklanan her demokrasi raporunda bu ülkeleri son sıralarda görmek de oldukça manidar oluyor.
bu coğrafyanın bir başka köşesinde birkaç zamandır bir demokrasi aşkı daha filizlenmeye başladı. demokrasinin sürekli kağıt üzerinde kaldığı bir ülke demokrasi ile imtihanda bu aralar. akp hükümetinde yaz aylarında filizlenen demokrasi aşkı da bu coğrafyada yaşanmış diğer demokrasi aşklarına paralel bir şekilde ilerliyor. obama’nın türkiye ziyareti sonrası başlayan demokrasi açılımı, tüm tepkilere, görünen büyük tehlikeye rağmen hız kesmeden devam ediyor. akp nin bütün enerjisini harcadığı bu açılımın arkadasında amerika’nın olması, türkiye’nin yakın bir gelecekte nasıl bir hale gelecegini öngörmekte ne yazık ki yeterli oluyor.
yukarıdaki video “demokratik açılımın” izmir sokaklarına ne şekilde yansıdığını gösteriyor. bütün bu yaşananları sadece provokatif birkaç kişinin işi olarak görmek, sürekli büyüyen tehlikeyi görmezden gelmek, yaşanacak daha büyük sıkıntıların doğmasına sebep olacaktır. dün yaşanan olaylar siyasiler ile halkın ne kadar farklı bakış açılarına sahip olduğunu da gösterdi. 4 aydır açılımla yatıp açılımla kalkan, akp hükümetinden açılım bekleyen insanlara, zafer kazanmış ve davul ve zurna ile karşılanmış pkk üyelerinin sınırdan geçişleri ile açılmak da “demokratik açılımın” ne şekilde şekilde olacagını açıklamaya yetiyor. dün yaşanan olaylar da bir nevi demokratik açılımın ne şekilde kapanacagını bizlere gösterdi. arşivden 31 ekim tarihli dtp nin yaptığı siyasete ilişkin ve 26 ocak tarihli türk-kürt sorunları üzerine iki yazıyı tekrar okudum. bu iki yazı bazı şeylerin nasıl yavaş yavaş gerçekleştiğini görmek , bir yılda nereden nereye gelindiğini anlamak açısından oldukça önemli olduğunu sanıyorum.
bu konu üzerine yazılacak, söylenecek daha çok şey var. dtp nin açılımdan beklentileri başlı başına bir yazı konusu olur. ama yaklaşık 7 ay sonra girilen bu ilk yazıyı ilerleyen günlerde tamamlamak üzere şimdilik yarım bırakıyorum…


Yorum Yap