Zaferin 94. Yılı

18 Mart 2009 Fibonacci Kategori: Cafemizden Yorum Yok »

mehmetcikvj12

TARİHİ GELİBOLU YARIMADASI SANAL TURU

Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinden Halil Helvacı: “27. alayda Arıburnu cephesinde 9 ay çarpıştım. Bir defasında 3 gün hiç durmadan süngü harbi yaptık. Koskoca alaydan 7 kişi kalmıştık. Sonra bize 10 er daha verdiler. Beni de çavuş yaptılar. Bir gün düşmana Arıburnu’ndaki mevziden ateş ediyoruz. Tetiği çekiyorum tüfek patlamıyor. Yanımdaki arkadaşa ‘Tüfek bozuldu galiba’ dedim. Arkadaş kontrol ettikten sonra yüzüme acı acı baktı ve ‘Senin tüfekte bir şey yok, tetiği çeken parmağın kopmuş be adam’ deyince acısını o an duydum.”

Çan ilçesi Halilağa köyünden Mustafa Aksoy: ”Seddülbahir’de başımızdaki komutan Yüzbaşı Şerafettin Bey, besmele çekip ‘Hadi aslanlarım, ananız sizi bugünler için doğurdu. Ben sizin önünüzden, siz arkamdan gelin, sakın korkup geri çekileyim demeyin, düşmana aman vermeyelim’ dedi. Düşman çok kalabalık geliyor. Zığındere tarafından çevirme yapmış, taktik icabı geri çekildik. O sırada dizlerimin altından vurulmuşum. Yanımda arkadaşlarım şehit olmuşlardı. Kanlı derenin içi yaralı dolu, katırlar ve atları da dereye indirmişler, onlar bile titriyor. Sıhhiye yok, yaralarım kendiliğinden soğudu. Destek ekip ile yeniden cepheye gittik.”

Bayramiç’in Aşağışevik Köyü’nden Mustafa Konar: ”Kocadere’de ve Arıburnu sırtlarında düşmanla göğüs göğüse çarpıştık. Sabahlara kadar ateş kesilmezdi. İstihkamların arası insan cesediyle doluydu. Arpa demeti gibi yayılıp kalıyorlardı. Ne kadar düşman öldürdüğümüzü hatırlamıyorum. O soruyu tüfeklere sormalı.”

Biga’nın Gündoğdu Köyü’nden Ali Demirel: ”Arıburnu’nda düşman mevzileri çok yakındı. Savaşırken mermi yağdırır bomba atarlardı. Dinlenme zamanında soğan, sigara atarlardı. Düşman mevzilerine yaptığımız bir süngü hücumunda aynalı tüfek ele geçirdim. Marangoz olduğum için baka baka aynısını yaptım. Her mangaya bir aynalı tüfek dağıttım. Tüfeğin namlusuna önlü arkalı ayna koydum. Siperden kafamızı çıkarmadan aynaya bakarak düşmanı görür, hareketlerini izlerdik.”

Mustafa Kemal : ” Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz! Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

AddThis Social Bookmark Button

Üst Katımız Hizmetinizde

31 Ocak 2009 Fibonacci Kategori: Cafemizden Yorum Yok »

2789_10_29_1911

Cafekonomi’yi daha okunur bir hale getirmek için çalışmalarımız uzun zamandır devam ediyordu. 1. yılını kutlarken verdiğimiz söz üzerine üst katımızı sonunda hizmete açtık. 24 Eylül’de Kaan‘ın kazandığın ihalenin  bu kadar uzun zaman almasının sebebi ise Kaan’ın ekonomik krizi bahane ederek işçilere gerekli ödemeyi yapmayışı ve bunun üzerinede işçilerin şantiyeyi terk etmesi olmuştu. Tam ihale sözleşmesini fesh edip başka bir inşaat firması ile anlaşmak üzereydik ki Kaan gerekli finansmanı sağlayıp önceki akşam inşaatı tamamladı.

Sitenin yeni halini almasında  en büyük emeği harcayan ise Erkan oldu. Yeni temayı kurup, istediğim her noktasını değiştiren, saçma sapan isteklerimi yerine getiren kadim dostuma teşekkürlerimi yolluyorum. Şüphesiz Cafekonomi kısa tarihinin en güzel tamasına kavuştu.

Üst katı açma isteği sitede ekonomi dışında aklımda oluşan biraz kişisel, biraz güncel olaylara yer verebilme mantığı ile oluştu. Hoş bu mantığı Erkan ve Kaan’a anlatabilmek için uzun bir süre uğraştım. Eğer düşündüğümü yapabilirsem daha  geniş konulu bir Cafekonomi ortaya çıkacağını düşünüyorum. Erkan ve Kaan’a sonsuz teşekkürlerimi tekrar yolluyorum. Herşey daha iyi bir Cafekonomi için..

AddThis Social Bookmark Button

4 Nisan – 1 Mayıs 2004 Felluce Çatışması

31 Ocak 2009 Diesel Kategori: Cafemizden Yorum Yok »

falluja11

Amerikan ordusunun Felluce’ye düzenledigi ilk büyük çapta operasyondur.

Ön bilgi: 2003 Yılının Mart ayinda Amerika Irak’i isgal edip 3 hafta sonra Irak’in hemen hemen her tarafini kontrolu altina almisti. Kontrol altina alinamayan belli basli bolgeler vardi. Bunlarin basinda 425 bin nufuslu Felluce kasabasi geliyordu. Bu kasaba Bagdat’in 50 km batisindaydi. Felluce’nin yüzölçümü 5×3 km kareydi yani 15 km kare. Yani İstanbul’un Maltepe ilcesi gibi bir sey. Amerikalilar Irak’i ilk işgal ettiklerinde ve sehirleri ele geçirdiklerinde, sehirlerde halk sokaklara dokulup Saddam’in devrilisini kutluyordu. Bir cok şehirde Saddam’in heykelleri yerlerde sürükleniyordu. Bagdat alindiktan sonra Amerikalilar bu kasabaya yönelmişti. Şehre dört bir yandan akin eden Amerikali askerler karşılarinda sevinen ve kutlama yapan insanlari gormemislerdi. Tam tersi karşılarında kızgın bir kalabalık vardı. Ellerinde kalaşnikof ve bir çok agir silahli binlerce insan sokaklara dökülmuş ve askerlere “siktirin gidin” diyorlardi. Amerikalilar şehirde birkaç gün kaldilar ve her gün üzerlerine ateş açıldı ve bu arada birkaç askerleri hayatini kaybetti. Bunun üzerine Amerikali komutanlar “Bu sehirde pek istenmiyoruz en iyisi bu adamlari kendi hallerine birakalim, nasil olsa burda fazla petrol yok” deyip Felluce’yi terk ettiler. Felluce’de çok az sayida Amerikan askeri kalmisti ve zaman zaman devriye gezmeler disinda pek bir amerikan varliği yoktu. Savas bittikten kisa bir süre sonra ortaya çikan direniş gruplarindan bazilari Felluce’yi operasyon bölgesi olarak kullanmaya basladi.

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button

Kamu Düzeni

04 Aralık 2008 Fibonacci Kategori: Cafemizden 1 Yorum »

Avcılar’da bir restorana giren polis kılığındaki zorbalar, genç bir kadını saçlarından sürükleyerek götürdü, sonra da tecavüz etti. Olay sırasında kimse polis kılığındaki zorbalara ne olduğunu sormadı, kimse karşı çıkmaya cesaret edemedi.

Onlarca müşterinin ve çalışanın gözleri önünde gerçekleşen bu zorbalığa neden kimse ses çıkarmadı? Üzerinde “POLİS” yazan yelekler giymiş zorbaların gerçekten polis olduklarından nasıl bu kadar emin olabildiler?

Çünkü polis vuruyor, vurabilir. Henüz bu yıl, kendisini aramak isteyen sivil polislere kimlik soran Hakan Yılmaz, bacağı kırılana kadar dövüldü. Kafesine oturan polisten içtiği çayın parasını istediği için komaya sokulan, yaptığı trafik kazası için tutanak tutulmasında ısrarcı olan ve bu yüzden yolun ortasında dövülen vatandaşlarımız da “gerçek” polisler tarafından saldırıya uğradılar. Üniversitede açtıkları karikatür sergisi için coplanandan, yardım istediği polisten aile boyu dayak yiyenine Türkiye polis mağdurları ülkesi haline gelmeye başladı.

Herkes onlar kadar şanslı değildi elbette. “Dur ihtarında uymadığı gerekçesiyle” neredeyse her hafta bir kişi “gerçek polislerin” silahlarından çıkan kurşunlarla hayatını kaybediyor. Karakola girmek istemediği için karakolun kapısında dayak yiyerek ya da parkta polislerle tartışırken yediği tekmeler sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımız da “gerçek polislerin” kurbanı oldular.

Bu yüzden, bir restorana üzerinde polis yelekleriyle giren ve bir kadını saçlarından sürükleyerek götüren zorbaların “gerçek” polis olup olmadıklarını kimsenin merak etmemesinde şaşılacak bir durum yok. Bugün,  polis kıyafetleriyle suç işlemenin bu kadar kolay olmasının tek nedeni, polisin yapabileceği her şeyin “normal” karşılanır hale getirilmiş olmasıdır.

uykusuz/66

AddThis Social Bookmark Button

Anlayamamak – Trafik Terörü #2

19 Kasım 2008 Fibonacci Kategori: Cafemizden 1 Yorum »

AddThis Social Bookmark Button





Warning: curl_exec() has been disabled for security reasons in /home/cafekonomi/domains/cafekonomi.com/public_html/wp-content/themes/limau-orange-01/footer.php on line 26