Öylesine bir toplumda yaşıyoruz ki, gerçekten deÄŸer yargılarımız  ”modern” hayata uymak ve uymamak arasında çok ciddi bir bocalama yaşıyor. Bir yandan ÅŸiddetli batı ÅŸekilciliÄŸini empoze ederek modernizmi icra etmeye çalışan (yada öyle sanan) devlet yapısı ve diÄŸer yandan ise kapitalizme yeterince entegre olmuÅŸ fakat klasik burjuva hayatı formlarını içselleÅŸtirmeye direnen benim tabirimle postmodern muhafazakar bir anlayış. Ne var ki bunu sadece bizim toplumla sınırlı tutmak bir hata olur. Kapitalizmin yeni adıyla küreselleÅŸmenin tüm dünyada alt yapıyı(kültür, din vb.) deÄŸiÅŸime uÄŸratması -kapitalizmin geniÅŸlemesiyle-,  toplumların ve nihayet kiÅŸilerin sıradanlaÅŸmalarına, ÅŸekilcileÅŸmelerine ve anlamsızlaÅŸmalarına sebep olmaktadır. Yazının hacmi gereÄŸi tüm dünyaya deÄŸinemeyeceÄŸimiz gibi buradaki konumuz Türk Genci’nin bu süreçteki durumudur.
Kapitalist geniÅŸlemenin toplumları sıradanlaÅŸtırdığını yukarıda belirtmiÅŸtik. Bana göre artık kültür denen ÅŸey toplumlardaki marjinal ahlak davranışlarından(rusya’da erkeklerin öpüşmesi, japonya’da ilginç selamlama teknikleri gibi) baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Zira artık kola içmeyen, mekdanılds tüketmeyen bir toplum yok gibi. Kot pantolon, konvers giymeyen veya lost, prison break izlemeyeniniz var mı aranızda? Tüketim kalıpları ve davranış biçimleriyle batıya yaklaÅŸmaya -daha doÄŸrusu taklit etmeye- çalışırken, bunu dayatanın da devlet olması çok ciddi çeliÅŸkileri beraberinde getiriyor. Bir kere batıda modernizm devrimi (ingiltere’den baÅŸlayıp fransız ihtilali’ne kadar süren) devletin kurumsal veya ideolojik bir dayatmasıyla deÄŸil bizzat halkların devletlerle hesaplaÅŸması sonucu yaÅŸanmıştır. Yani 3. dünya ülkelerinin (moda tabirle azgeliÅŸmiÅŸ ülkeler) batı kurumlarını ve fikirlerini ithal etmesi modernizmden ziyade kaba bir taklitten öteye geçemez.
Bu baÄŸlamda Türk Gencinin her türlü özgürlükten (seviÅŸme özgürlüğü, hayvanlar gibi içme özgürlüğü falan filan) yana olup da katı bir faÅŸist olması söz konusu vatan olunca her türlü özgürlüğü bertaraf edebilmesi tam da durumun vahametine iÅŸaret eder. Bilirsiniz sürekli kendi deÄŸerlerimizi aÅŸağılamak, bizim olanı sahiplenmeyi utanmak ve batılı yaptı diye onu göklere çıkarmak modern olmanın gereklerinden sayılır. Rockçı, tiki, repçi grupların oluÅŸması da bundan bağımsız deÄŸildir.Bu grupların hepsi katıksız özgürlükçü insanlarla doludur. İlginç-marjinal giyim tarzları, marjinal söylemleri vardır. Hep barıştan yanadırlar, hep özgürlük isterler fakat ÅŸu “kürt sorununa ne çözüm önerirsin” gibi bir soru yönelttiÄŸinizde cevap olarak duyacağınız sadece birkaç küfürdür. Yine bu insanlar halkı aÅŸağılamayı da modernizm sandıklarından ötürü(halk için halka raÄŸmen batılılaÅŸma!,  bkz:chp) mesela İsmail YK’ya iki-üç küfür sallamadan duramazlar. “Abi bu ne ya, kıro keko dinler bunu, ay çok banal bu bas gaza ne ki, abazan kıro” minvalinden söylemlere oldukça aÅŸinayız. Fakat aynı “banal” müziÄŸi Sezen Aksu icra ederken (bkz:seni ham yapar bu zilliler, çakkıdı) süper, müthiÅŸ, çok modern bir sanatçı olur. Holivud filmlerine kendini kaptırdıklarından mıdır nedir çözmüş deÄŸilim ama “ben çok seviÅŸgenim, çok sevgilim oldu, çok ihtiraslı adamım” triplerinden geçilmezler. Çok seviÅŸtikleri gibi çeliÅŸik olarak çok da kıskançtırlar. Bir kız uÄŸruna ne kavgalar döner! Büyük bölümü modernizmin gereÄŸi “deist, ateist” modunda dolaşırlar. Onlara göre ateizm sürekli islamı ve islam ülkelerini aÅŸağılamaktır. Çünkü kılavuzu batıdır bunun. “Abi bunlar terörist, geri kalmış, cani, yobaz” derler de emperyalizmi, kapitalizmi, abd, israil terörünü göremezler. Çünkü gözüne “ray-ban” gözlük takmıştır.
3. dünya ülkelerine dayatılan modernizm içi boÅŸ bir kabuktur. MarjinalleÅŸmeden ve saçmalamaktan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Batıyı taklit etmenin de ötesinde kendi gerçekliÄŸine yabancılaşıp, kendini aÅŸağılamaktır. Özetle sıtarbaksın o modern-elit ortamında kahveni yudumlayıp “abi ülkeyi satıyor bu yobazlar, bu halk aptal en zeki benim, lan bi kömüre oyunu satıyo kekolar” diyebilmektir.