| RSS İçin Kayıt Ol

Ekonomi Masalları - Küresel Durgunluk

28th Ekim, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Ekonomi, Makaleler | Fibonacci

Herkes durgunluklar konusunda mantıklı konuşmalar ya­parken karşılaştıkları sorun, biraz da çöküş sırasında neler ol­duğunu resmetmenin, onu insani bir ölçeğe indirgemenin zor olmasından kaynaklanır. Fakat benim, durgunlukları, hem ne olup olmadıkları bakımından, hem de kişisel görüşüme göre “sezgi pompası” olarak açıklamak için kullanmayı çok sevdi­ğim bir hikâyem var.

Hikâyeyi Joan ve Richard Sweeney yazmışlar, 1978de “Monetary Theory and the Great Capitol Hill Baby-sitting Co-op Crisis” (”Para Teorisi ve Great Capitol Hill Çocuk Ba­kım Kooperatifi Krizi”) başlığıyla yayımlandı. Başlığa bakıp irkilmeyin: bu ciddi.

1970′ler boyunca Sweeney’ler, şaşırmayın, bir çocuk bakım kooperatifinin üyesiydiler: bu daha çok mecliste çalışan ve birbirlerinin çocuklarına bakmak isteyen genç çiftlerin oluş­turduğu bir birlikti. Bu kooperatif alışılmadık biçimde genişti, yaklaşık 150 çiftten oluşuyordu, bunun anlamı çok sayıda po­tansiyel çocuk bakıcısının bulunmasıydı, ama aynı zamanda bu kuruluşun yönetilmesi -özellikle her çiftin adil bir katkı koymasını sağlamak- öyle önemsiz bir iş değildi.

Devamı.. »

Etiketler: , , , ,

Kuyruğun Sonu

12th Nisan, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Makaleler, Siyaset | Fibonacci

Geçen 12 Şubat’ta yitirdiğimiz Fransa’daki en tanınmış Türk akademisyen Semih Vaner, “Türkiye’nin AB’de yeri var mı” konulu sayısız panellerin birinde şöyle konuşmuştu:
“İster İspanya olsun, ister Yunanistan, ister zincirin son halkaları Bulgaristan ve Romanya; hiçbir aday ülkeye ‘Kimsiniz’, ‘Kadınlarınıza nasıl davranıyorsunuz’, ‘Onları dövüyor musunuz’ diye sorulmadı. Bu saydıklarım da dahil Avrupa’nın birçok ülkesinde kadınların neredeyse yarısının aile içi şiddet kurbanı oldukları bilindiği halde.
Yunanistan 1981′de Avrupa’ya entegre oldu. Ama Yunanlılar’a ‘Ordunuzun rolü ne’ diye sorulmadı. İspanyollar’a ‘Basklılar’a nasıl davranıyorsunuz’ sorusu yöneltilmedi. Macarlar’a ‘Karakollarınızın durumu ne’ denilmedi. Bulgarlar’a ve Romenler’e ‘Bunca yolsuzlukla AB’ye katılmayı nasıl düşünebiliyorsunuz’ diye sorulmadı.
Ama Türkler’e tüm bu sorular yöneltiliyor. Hem de hepsi birlikte. Neden başka adaylara yöneltilmeyen sorular Türkler’e ısrarla tekrarlanıp duruyor? Önce bu soruya yanıt aramak gerekiyor. Bence geçerli tek açıklaması olabilir: Türkiye’yi önyargıların da ötesinde kültürel aşağılama. Türkiye’ye karşı kültürel kibir. ”
Yine Semih Vaner bir başka panelde şöyle demişti:
“Türkiye ile AB arasında ilişkilerin başlamasının üstünden yarım yüzyıldan fazla geçti. Başta kimse Avrupa’nın sınırlarından söz etmiyordu, Avrupa değerlerini sorgulamıyordu. Taraflar Türkiye’nin tam üyeliğinde anlaşmışlardı. O tarihte ne Polonya ve Macaristan vardı gündemde, ne Finlandiya, ne İsveç. Ama Türkiye adaydı. Sonra Berlin duvarı yıkıldı ve her şey değişti. Bir kuyruk oluşturuldu, Türkiye hep en sonuna itildi. Göreceksiniz, Balkan ülkeleri ve Ukrayna da yakında kuyrukta Türkiye’nin önüne geçecek. Çünkü Türkiye için artık 1960′larda akıllardan geçmeyen sorular sıralanıyor: ‘Yüzde 99′u Müslüman bir ülke Avrupa’yla entegre olabilir mi’, ‘İslam ile laiklik bağdaşabilir mi’, ‘İslam ile demokrasi uyuşabilir mi’ gibi. Bu bahaneler hiç bitmeyecek… ”
İrade beyanının tazelenmesi
Rahmetli Vaner’i AB komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve genişlemeden sorumlu üye Olli Rehn’in Türkiye ziyaretleri nedeniyle anımsadık. Gündemi yoğun bu ziyarette “Müzakereler tamamlanınca Türkiye’nin üyeliğinin gerçekleşeceği” konusunda AB’nin irade beyanı tekrarlanacak.
AB’de Türkiye’nin üyeliği konusunda siyasi irade olmadığı bilindiği halde…
35 müzakere başlığından 8′inin Kıbrıs sorunu nedeniyle en az 2009 sonuna kadar açılmayacağı bilindiği halde…
5 başlığın ise “Tam üyeliğe götüreceği” gerekçesiyle Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından görev süresinin sonuna kadar (2012) engelleneceği bilindiği halde…
Bu durumda müzakere süreci nasıl ve ne zaman tamamlanacak?
Olli Rehn, Ankara’ya gelmeden hemen önce AB ile bizimle aynı tarihte (3 Ekim 2005) masaya oturan Hırvatistan’ın müzakereleri 2009 Ekim’inde sonuçlandırması için yol haritası hazırlayacağını açıkladı. Biz o tarihte 10-12 başlığı belki açmış olacağız. Üstelik açılmışların pek çoğu kapatılmayacak. 13 başlıkta ambargo da devam edecek.
Dahası AB’nin Kopenhag Kriterleri’yle hiç ilgisi olmayan müdahaleleri ve baskıları da artarak devam edecek.
Biliyoruz; biz orta yaşlılar kuşağı için AB üyeliği serap. Kim bilir çocuklarımız için de hayal olarak kalacak. Ama bu seraba veya hayale sonuna kadar sarılacağız.
AB’yi çağdaş yaşamın, kaliteli demokrasinin, siyasi ve ekonomik istikrarın çapası, çıpası, kaldıracı ve güvencesi gördüğümüz için. Hepsi bu.

                                                                                            11 Nisan / Erdal Şafak - Sabah

Mayın Tarlasında Yalnız Bir YÖK Başkanı

26th Şubat, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Gündeme Dair, Makaleler | Fibonacci

Başbakan Erdoğan bu kavramdan hoşlanmayabilir ancak dünden itibaren üniversitelerimizde yaşanan durum tam bir kaos. İşin kötüsü, kaosun zamanla dineceği yolunda pek bir işaret yok. Üstelik kaosun daha da derinleşebileceğini düşünmemize yol açacak pek çok neden mevcut.
Görünüşte kaosun temelinde şu soru yatıyor: Son Anayasa değişiklikleri üniversitede türbanı serbest bırakmaya yeterli mi, değil mi?

Devamı.. »

Daha Şeffaf Bütçe Gerekiyor

20th Şubat, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Makaleler | Fibonacci

Maliye politikası ilerideki günlerde potansiyel bir ‘itibar ve güven bunalımı’ eşiğinde. Bakın neden.
Haziran ayında merkezi yönetim bütçe açığı 5.8 milyar YTL iken, temmuz ayı sonuna gelindiğinde açık miktarı patlamıştı: 11.5 milyar YTL. Peki ne olmuştu? Temmuz ayında genel seçimler vardı. Bütçe açığının yıl sonu değeri ise 13.8 milyar YTL oldu. İşte bu sonuca itiraz var, itiraz TEPAV’dan geliyor; bütçede 2007′de gerçekleşmiş bazı harcamaların tahakkukları 2008 yılına ‘ötelendi’, harcamalar saklandı!

Devamı.. »

Eğitim Ekonomi İlişkisi

10th Ocak, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Makaleler | Fibonacci

İhtiyaçlar gün geçtikçe, farklılaştıkça “eğitim” her alanda daha çok ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Kalıcı davranışların kazandırılmasında formal bir araç olan eğitim kurumları..

 İnsan motivasyonunda Maslow’un teorisi çok büyük oranda araştırmalar tarafından test edilmiştir. Bir kişi en alçak düzeydeki ihtiyaçlarını gidermedikçe üst düzey ihtiyaçlarını gideremez (Sergiovanni ve Caruer; 1980. 92). İşte eğitim ihtiyacı da Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi içinde en üst basamakta yer alır. Örgün anlamda eğitim ihtiyacı toplumlar karmaşıklaştıkça önemini artırmıştır. Fakat örgün eğitime gelinceye kadar insanoğlu her dönemde çocuk, genç ve yetişkinlerine örgün olmayan bir eğitim vermiştir. Varış (1995;8)’a göre öğrenmenin oluştuğu her durumda insan davranışlarını değiştiren bir eğitim sürecinden söz edilebilir. Balık avlamaya giden babasının arkasına takılan çocuk, kendi yaşamı için eğitilmektedir.
Devamı.. »

Yabancı Bankalar Neden Geliyor?

10th Ocak, 2008 | Yorum Yok | Kategorisi Gündeme Dair, Makaleler | Fibonacci

Son dönemde Türk bankacılık sektöründe yaşanan en önemli gelişme yabancı bankaların çok sayıda yerli bankayı satın alması veya ortak olmasıdır. 21. yüzyıla girdiğimiz ilk yıllarda başlayan yabancı bankaların ülkemizdeki bankalara ortak olma ve banka satın alma sürecine baktığımızda dikkat çekici gelişmeler görülmektedir.
1999 yılında Türk bankacılık sektöründe yabancı bankaların payına baktığımızda sadece %1’dir ve çok şubeli yabancı banka bulunmamaktadır. Bu dönemde % 1 yabancı payı, tek ya da birkaç şubeli yabancı bankalardan oluşmaktadır. Ülkemizde yaşanan Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinin hemen ardından 2001 yılı ikinci yarısında ve 2002 yılında üç adet yabancı ortaklık ve satınalma görüyoruz. Bunlar: HSBC’nin Demirbank’ı, Milleniumbank’ın Sitebank’ı satınalması ve Koçbank’a Unicredito’nun ortak olmasıdır. Bu gelişmelerle 2002 yılında yabancı bankaların payı % 4’e ulaşmıştır.

Devamı.. »

Enflasyonla Mücadele Yolları

1st Ekim, 2007 | Yorum Yok | Kategorisi Makaleler | Fibonacci

Enflasyon, bir ekonomide, belli bir dönemde, fiyatlar genel düzeyinin sürekli yükselmesidir. Enflasyon, cari fiyat düzeyinde toplam talebin, toplam arzdan fazla olmasından kaynaklanmaktadır.

Bir ekonomide enflasyon, kısa dönemde kaynak ve gelir dağılımını bozduğu, uzun dönemde ise büyümeyi engellediği için mücadele edilmesi gereken önemli bir istikrarsızlık kaynağıdır.

Devamı.. »