Cafekonomi.com » Siyaset

Dtp’nin Kapatılması

20 Aralık 2009 hic kimsenin babasi Kategori: Siyaset Yorum Yok »

İşlerin böyle olacağı belliydi. Her ne kadar aklı selim olarak dtp’nin kapatılmaması gerekse de darbenin anayasasının bu sonuca yol açacağı da ortadaydı. Zaten daha dtp’nin kapanması küllenmeden yeni partimiz ufukta gözüktü: bdp. Barış ve demokrasi partisi.

Barış ve demokrasi maalesef öyle ismini partiye koymayla olmuyor; adaletin ve kalkınmanın olmadığı gibi. Emine ayna aslında toplumun iki kutbuna ayna olan laflar ediyor. mhp ve bahçeli dağa çıkmaktan bahsederken dtp ve ayna’da dağa çıkmaktan bahsediyor. Acı gerçek şu ki dtp nasıl ‘’tu kaka’’ olduysa mhp’de tam aksi yönde fakat aynı söylemde bir ‘’tu kaka’’dır. İbretlik olan da budur aslında. Dtp’yi kötüleyen zevat farkında olmadan mhp’ye sahip çıkar ancak aynı zihniyetin aksi yönlere gitmiş yansımasıdır bu.

Peki şimdi ne yapmalı? Açılımı ortaya atan akp artık açılımına bir gaz vermelidir. Anayasayı değiştirmek de bunun ilk hamlesi olmalıdır. Bakarsak dtp’nin kapatılması da haklı nedenlere bakar çünkü terörist bir oluşumla organik bağı vardır ancak fikirsel anlamda bağının olması zararsızdır. İşte dtp yeni adıyla bdp artık bu organik bağı atmalı ve fikriyatını siyaset zeminine dökmelidir. Böylece terörle olan somut bağı gitmeli ancak fikri mücadelesini her ne olursa olsun sürdürmelidir. Desteklenmesi ve korunması gereken budur. Şu bir gerçektir ki hiçbir ülkede o ülkeye düşman terör örgütüyle bağı olan siyasi oluşumların serbestçe at koşturmasına izin verilmez, doğru da değildir bu ancak fikri temele oturtup gelmek-irandaki gibi- şarttır. Ne büyük ironidir ki gerici dediğimiz iran kürtleri bir siyasi zemine çekebilirken biz çekemiyoruz, bizim aydın ve okumuş geçinen ancak aslında faşist olan-izmirdeki olaylara ev sahipliği yapan modern İzmirliler gibi- takımımız sağolsun!

Ne demiştik? Akp açılımını artık ortaya koymalı. Anayasa değişmeli, siyasi partiler yasası değişmeli ve artık parti kapatmaya bir son verilmeli. Öyle bir anayasa ki ülkede siyasete izin vermiyor. Bizim solcularımız, chplilerimiz de ağızları açılınca darbenin en çok kendilerine vurduğundan, darbenin modern bir ülkeye yakışmadığından bahsederler ancak aynı darbenin anayasası işlerine gelmeyen bir siyasi partiyi işlerine gelecek şekilde kapatınca anayasadan yana olurlar, darbeye göz kırparlar. Okumuş, modern takımı böyle olan ülke yine iyi dayanıyor bütün bu arızalara. Takdir etmek gerek doğrusu memleket idarecilerini.

Ufuk uras’A dikkat etmek lazım bu arada! Her ne kadar solculuğunu yine de yetersiz bulsam da bizim solculara, modern ve çağdaş geçinenlerimize iyi bir örnek. En azından onlar gibi işine gelince solcu işine gelince faşist olmuyor, net bir adam. Her halükarda solcu. Sanırım ortama göre davranmanın da en iyi hali canan arıtman’dır. Sırf chp’li olmamak için kendisi yeter şarttır. Aydınlıklarımızın emanet olduğu aydınlara bak!

Tekrardan kapatma konusuna gelecek olursam dtp’nin bana göre en olumlu yüzlerinden biri olan Ahmet türk’ün siyasi yasak alması gerçekten kötü oldu. Kendisinin samimi barış taraftarı olduğuna inanıyorum, elinden geleni yapmaya devam edeceğine de. Ancak burada dtp’lilere yani yeni bdp’lilere düşen görev bu işi meclis sathında fikir üreterek çözmeleridir. Akp’ye düşense açılımı yapabildiği en geniş ölçüde korkmadan sürdürmeye devam etmesidir. Zor olsa da onların siyasi kazançları için de bir gerektir bu. Chp ve mhp’ye bir şey demiyorum, ne desek boş zaten onlara. Tam yol  devam, muhalefete selam.

AddThis Social Bookmark Button

Özgürlükçü, Çağdaş ve Muhafazakar Türk Genci

20 Aralık 2009 kaan karabacak Kategori: Makaleler, Siyaset Yorum Yok »

Öylesine bir toplumda yaşıyoruz ki, gerçekten deÄŸer yargılarımız  ”modern” hayata uymak ve uymamak arasında çok ciddi bir bocalama yaşıyor. Bir yandan ÅŸiddetli batı ÅŸekilciliÄŸini empoze ederek modernizmi icra etmeye çalışan (yada öyle sanan) devlet yapısı ve diÄŸer yandan ise kapitalizme yeterince entegre olmuÅŸ fakat klasik burjuva hayatı formlarını içselleÅŸtirmeye direnen benim tabirimle postmodern muhafazakar bir anlayış. Ne var ki bunu sadece bizim toplumla sınırlı tutmak bir hata olur. Kapitalizmin yeni adıyla küreselleÅŸmenin tüm dünyada alt yapıyı(kültür, din vb.) deÄŸiÅŸime uÄŸratması -kapitalizmin geniÅŸlemesiyle-,  toplumların ve nihayet kiÅŸilerin sıradanlaÅŸmalarına, ÅŸekilcileÅŸmelerine ve anlamsızlaÅŸmalarına sebep olmaktadır. Yazının hacmi gereÄŸi tüm dünyaya deÄŸinemeyeceÄŸimiz gibi buradaki konumuz Türk Genci’nin bu süreçteki durumudur.

Kapitalist geniÅŸlemenin toplumları sıradanlaÅŸtırdığını yukarıda belirtmiÅŸtik. Bana göre artık kültür denen ÅŸey toplumlardaki marjinal ahlak davranışlarından(rusya’da erkeklerin öpüşmesi, japonya’da ilginç selamlama teknikleri gibi) baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Zira artık kola içmeyen, mekdanılds tüketmeyen bir toplum yok gibi. Kot pantolon, konvers giymeyen veya lost, prison break izlemeyeniniz var mı aranızda? Tüketim kalıpları ve davranış biçimleriyle batıya yaklaÅŸmaya -daha doÄŸrusu taklit etmeye- çalışırken, bunu dayatanın da devlet olması çok ciddi çeliÅŸkileri beraberinde getiriyor. Bir kere batıda modernizm devrimi (ingiltere’den baÅŸlayıp fransız ihtilali’ne kadar süren) devletin kurumsal veya ideolojik bir dayatmasıyla deÄŸil bizzat halkların devletlerle hesaplaÅŸması sonucu yaÅŸanmıştır. Yani 3. dünya ülkelerinin (moda tabirle azgeliÅŸmiÅŸ ülkeler) batı kurumlarını ve fikirlerini ithal etmesi modernizmden ziyade kaba bir taklitten öteye geçemez.

Bu baÄŸlamda Türk Gencinin her türlü özgürlükten (seviÅŸme özgürlüğü, hayvanlar gibi içme özgürlüğü falan filan) yana olup da katı bir faÅŸist olması söz konusu vatan olunca her türlü özgürlüğü bertaraf edebilmesi tam da durumun vahametine iÅŸaret eder. Bilirsiniz sürekli kendi deÄŸerlerimizi aÅŸağılamak, bizim olanı sahiplenmeyi utanmak ve batılı yaptı diye onu göklere çıkarmak modern olmanın gereklerinden sayılır. Rockçı, tiki, repçi grupların oluÅŸması da bundan bağımsız deÄŸildir.Bu grupların hepsi katıksız özgürlükçü insanlarla doludur. İlginç-marjinal giyim tarzları, marjinal söylemleri vardır. Hep barıştan yanadırlar, hep özgürlük isterler fakat ÅŸu “kürt sorununa ne çözüm önerirsin” gibi bir soru yönelttiÄŸinizde cevap olarak duyacağınız sadece birkaç küfürdür. Yine bu insanlar halkı aÅŸağılamayı da modernizm sandıklarından ötürü(halk için halka raÄŸmen batılılaÅŸma!,  bkz:chp) mesela İsmail YK’ya iki-üç küfür sallamadan duramazlar. “Abi bu ne ya, kıro keko dinler bunu, ay çok banal bu bas gaza ne ki, abazan kıro” minvalinden söylemlere oldukça aÅŸinayız. Fakat aynı “banal” müziÄŸi Sezen Aksu icra ederken (bkz:seni ham yapar bu zilliler, çakkıdı) süper, müthiÅŸ, çok modern bir sanatçı olur. Holivud filmlerine kendini kaptırdıklarından mıdır nedir çözmüş deÄŸilim ama “ben çok seviÅŸgenim, çok sevgilim oldu, çok ihtiraslı adamım” triplerinden geçilmezler. Çok seviÅŸtikleri gibi çeliÅŸik olarak çok da kıskançtırlar. Bir kız uÄŸruna ne kavgalar döner! Büyük bölümü modernizmin gereÄŸi “deist, ateist” modunda dolaşırlar. Onlara göre ateizm sürekli islamı ve islam ülkelerini aÅŸağılamaktır. Çünkü kılavuzu batıdır bunun. “Abi bunlar terörist, geri kalmış, cani, yobaz” derler de emperyalizmi, kapitalizmi, abd, israil terörünü göremezler. Çünkü gözüne “ray-ban” gözlük takmıştır.

3. dünya ülkelerine dayatılan modernizm içi boÅŸ bir kabuktur. MarjinalleÅŸmeden ve saçmalamaktan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Batıyı taklit etmenin de ötesinde kendi gerçekliÄŸine yabancılaşıp, kendini aÅŸağılamaktır. Özetle sıtarbaksın o modern-elit ortamında kahveni yudumlayıp “abi ülkeyi satıyor bu yobazlar, bu halk aptal en zeki benim, lan bi kömüre oyunu satıyo kekolar” diyebilmektir.

AddThis Social Bookmark Button

demokratik toplum partisi

11 Aralık 2009 Fibonacci Kategori: Siyaset Yorum Yok »

LiveImages_Foto Haber_8 asker DTP'lilere teslim edildi_i

ellerine geçen tarihi fırsatı; “kürt” halkının sorunlarını daha anlaşılabilir bir ÅŸekilde duyurmak, yıllardır çekilen sıkıntıların çözümünü kolaylaÅŸtırmak, hayalleri kurulan demokratik bir türkiye için taşın altına ellerini sokmak yerine pkk nın izinden gitmeyi, ÅŸiddeti ve terörü savunmayı, ülke gündemine bölücülük ve provokatif sözlerle gündeme gelmeyi seçip, bitmek bilmeyen bir öcalan siyaseti yapmayı seçtiler. kapatma davasının ardından  türk demokrasisi kaybetti demek dtp’nin söz ve eylemlerini göz önüne aldığımızda saflık olacaktır.

kapatılan dtp.hlarge

“bir siyasi parti; terör, ÅŸiddet ve baskı içeren eylem ve söylemleri kullanma hakkına sahip deÄŸildir. terör ve ÅŸiddet içeren eylemler ve söylemlerle barışçıl söylemleri ve önerilerini birbirinden ayırmak zorundadır.

aihm’de son yıllarda vermiş olduğu kararlarında bu konunun üstünde çok açık biçimde durmuş ve bununla ilgili önemli ölçüler ve ölçütler yaratmıştır. bir siyasi partinin terör ve şiddete yakınlığı meşru göstermeye çalışması propagandası övülmesi ona yardım ve yataklık yapılması açık ve gizli destek verilmesi sözleşmeye asla uygun görülmemiştir.

bu konuda verilmiş kapatma kararları sözleşmeyi ihlal olarak nitelendirilmemiştir. bir siyasi parti demokratik ortam içinde amacı ve bu amaca ulaşmak için kullandığı araçlarını demokratik toplum değerleri ile uyum içinde kullanmak zorundadır. eğer bu uygunluk yoksa bu siyasi partinin siyasi alanda bir toplum modeli önerme hakkı da yoktur.

bir partinin savunduÄŸu veya önerdiÄŸi inandığı toplumsal projesi ne kadar kutsal olursa olsun yöntem olarak terör ve ÅŸiddetle iliÅŸki kurmuÅŸsa bu amacının bence hiçbir anlamı yoktur.”

haşim kılıç


AddThis Social Bookmark Button

Orta Sınıfın Varoş Kültürüne Bakışı

11 Aralık 2009 kaan karabacak Kategori: Siyaset Yorum Yok »

Bir baÅŸka deyiÅŸle sınıf milliyetçiliÄŸi… Sınıflar arasındaki müthiÅŸ diyalogsuzluÄŸun ve uçurumun sebeplerinden biri de budur. Mevcut durumun aslında eÄŸitimli-eÄŸitimsiz olmayla veya kültürlü-kültürsüz olmayla pek alakası yok. Genel olarak tüm dünyada zaten tam bir yozlaÅŸmışlık hali hakim.

Åžimdi sınıf milliyetçiliÄŸi derken ÅŸunu kastediyorum. Analizimize orta ve alt sınıfla devam edecek olursak bunu çeÅŸitli örneklerle açıklayabiliriz. İki sınıfın da kendi doÄŸal yaÅŸantısı içinde yazısız kanunları vardır. Her ne kadar dünyada, Hindistan’daki kast sistemi geçerli olmasa da sınıf atlamak o kadar mümkün deÄŸildir. İnsanlar sınıfıyla doÄŸar, sınıfıyla ölür. Alt sınıfta dünyaya gelen çocuÄŸun yaÅŸam çizgisi bellidir. EÄŸer ülkemiz için konuÅŸacak olursak, bu çocuk en iyi ihtimalle meslek lisesini okuyacaktır (katsayı sorunu da bu konuyla ilgili), sonra sanayide veya baÅŸka alanlarda mavi yakalı işçi olarak hayatına devam edecektir. Peki bu gencimizin sosyal hayatı nasıl olacak? EÄŸer ki iÅŸten güçten vakit bulursa daha çok kamuya açık, içki içilmeyen yerlerde takılacak (Gençlik Parkı gibi). Alt sınıf olmanın verdiÄŸi öfke ve eziklikle orta sınıfı rahatsız etme ve suça karışma ihtimali de oldukça yüksek olacak. Bu gencimiz hayallerinin asla gerçekleÅŸmeyeceÄŸini bildiÄŸi için de arabeski çok sevecek ve asla düzgün bir iliÅŸki yaÅŸayamayacak.

Orta sınıfta dünyaya gelmiÅŸ olan çocuÄŸun yaÅŸamını da ele alalım. Bir kere bu çocuk 20′li yaÅŸlarına kadar okumak zorundadır. En az üniversite bitirmelidir, bitirmese bile sorun deÄŸildir çünkü belli bir güvencesi vardır. Askerden gelir, bir iÅŸe girer, evlenir ve yuvarlanıp gider. Sosyal hayatı diÄŸer gencimize göre daha renklidir. Bu gencin öncelikle geçim derdi yoktur ve gezmeye-tozmaya oldukça vakti ve parası vardır. Haliyle çevresini pek rahatsız etmez. Bana dokunmayan yılan bin yaÅŸasın modundadır.

İşte birbirinden tamamen farklı iki hayat sınıf milliyetçiliÄŸini körükler. FakirliÄŸin bir suç ve zenginliÄŸin bir erdem sayılması da bundan dolayıdır. BildiÄŸiniz gibi milliyetçilik özü itibariyle üstünlüğe dayanan bir fikirdir. İşte “Ne mutlu Türküm diyene”,  ”Bir Türk dünyaya bedel” vb.  gibi tamamen diÄŸerini aÅŸağılayan ve kendini yücelten söylemlerle varolur milliyetçilik. Sınıf milliyetçiliÄŸinde de durum çok farklı deÄŸildir. Orta sınıf kendi “soyluluÄŸunu” kendi “üstünlüğüne” baÄŸlar her zaman. İşte “Bizim soyumuz ta ÅŸuralara dayanır” gibi hikayeleri hep bu sınıftaki insanlardan dinleriz. Alt sınıf ise “fakirliÄŸini” kadere baÄŸlar; fakat alt sınıftaki durum tamamen orta veya üst sınıftaki duruma benzemez. Evet bu insanlar kadere inanırlar; ama sömürüldüklerini de bilirler. EÄŸer alt sınıf her zaman kadere baÄŸlı yaÅŸasaydı dünyadaki devrimler nasıl olacaktı? Bu günlere nasıl gelecektik? Alt sınıf insanları fakirliklerini tamamen kendileri ile özdeÅŸleÅŸtirmedikleri için orta sınıf insanları kadar sahtekar, yoz, ikiyüzlü deÄŸildirler. Orta sınıf insanının her söyleminde, her eyleminde bir sahtekarlık gizlidir. Orta sınıf insanları kendilerini dünyanın merkezine koydukları için olan-biteni yorumlama, algılama, deÄŸerlendirme yetenekleri de yine kendilerini baÄŸlar. Yani nerede kötü bir ÅŸey oluyorsa bunu fakir, aÅŸağılık insanlar yapmıştır ÅŸeklinde deÄŸerlendirir. Nerede iyi bir ÅŸey yaÅŸanmışsa bunu da kendisi gibi iyi adamlar yapmıştır! Velhasıl fakirlik kötülük demektir, zenginlik ise iyilik ve hatta kıskanılması gereken bir erdem!

Sınıflı toplum varolduÄŸu müddetçe her türlü milliyetçilik de varolacaktır. İyi de orta sınıf biraz dürüst olabilse aslında asgari oranda bir diyalog, bir kaynaÅŸma olabilir. Ama namümkün…

AddThis Social Bookmark Button

demokratik açılıma bir bakış

10 Aralık 2009 hic kimsenin babasi Kategori: Siyaset Yorum Yok »

klasik kavram tanımlarının yaÅŸandığı bir ülkede olsaydık bu türlü demokrasi sorunlarının yaÅŸandığı, darbelerin yapılmaya çalışıldığı, azınlıkların aÅŸağılandığı, asli unsurların yok edilmeye çalışıldığı, ülkenin etnik zenginliÄŸine vurgu yapıp yüceltmek dururken tam aksine yok edilmeye çalışıldığı bir anlayışa bütünlüğüne karşı açılımı meclis gündemine kendilerine güya ‘’sol” diyen partilerin getirmesi gerekirdi. velakin öyle ters bir ülkemiz ve öyle ters durumlarımız var ki muhafazakar partimiz ilericilik yapmaya çalışıyor. güya ilerici olması gereken partimizse faÅŸizme bangır bangır çanak tutuyor. mhp için bir ÅŸey söylemeye gerek yok, kendi haline bırakmalı onu.

hükümetin açılım hamlesinin sonuna kadar arkasındayım. ancak hükümet açılım hamlesine adım attığı ilk günlerdeki dirayetini koruyamıyor son olanlardan sonra. bu açılımın sınırları öncelikle doÄŸru atılmalı. bizim ülkemizde güya bir herkesin eÅŸitliÄŸi, herkese ayrıcalıksız muamele, din özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi kavramlar var ama lafta var. hükümetin yapması gereken bu kavramları tam anlamıyla yaÅŸatmak. bunları yapabilmek için neler yapılmalı peki? olmazsa olmazlar; öncelikle anayasa deÄŸiÅŸmeli, parti kapatmalar zorlaÅŸtırılmaktan da öte imkansız hale getirilmeli, seçim yasası deÄŸiÅŸtirilmeli, kürtçe yayınlara izin verilmeli-ki verildi zaten-, kürtler kendi dillerinde eÄŸitim alabilmeli, deÄŸiÅŸtirilmesi istenilen yer isimleri eski haline getirilmeli vb… bunlar ilk akla gelenler.

her ÅŸeyden öte bu açılımın adı ”kürt açılımı” deÄŸil demokratik açılım olmalı. yani sorunlar çözülecekse toplumun bütün kesimlerinin sorunlarının çözümüne yönelik adımlar gelmeli. alevilerin istekleri yerine getirilmeli, üniversitelerdeki türban yasağı kalkmalı, laiklik baskıcı bir laiklik olmaktan çıkarılıp özgürlükçü bir laiklik haline getirilmeli. demokratik açılım herkesi kucaklamalı sonuç olarak.

peki hükümet ne yapıyor? açılım konusunda dirayetli davranamıyor. oyunlara kapılıyor gibi. gerçi 7 yıllık hükümet sürelerince akp’nin klasik taktiÄŸi bu olmuÅŸtur. önce toplumu gerer, toplum gerginlikten sonra boÅŸalınca adımını o zaman atar. iki ileri bir geri taktiÄŸi. burda iÅŸe yarar mı yaramaz mı çok emin deÄŸilim muhakkak bunlar atılması gereken adımlar. gerçek bir sol anlayış bu adımların atılmasını gerektirir. solculuÄŸun özü budur.

gelin görün ki; bizim kendini sol addeden ÅŸehirlerimiz, ilerici geçinen izmir halkı gibi halklarımız neler yapıyor? faÅŸizmi ister gibi gösterilerde bulunuyorlar. solcu olmayı bu arkadaÅŸlar ya tam anlayamamışlar ya da ilericilik bunların iÅŸine gelmeyince ”boz öyleyse” demek daha kolay geliyor. herkes kendine ilerici olmayacak arkadaÅŸ. demokrasi istiyorsak herkese demokrasi. en içler acısı olansa ülkemizin chp, dsp-etkisiz eleman- gibi kitle solculuÄŸu yapmaya çalışan partileri istemezük diye açılıma karşı dururken, akp’nin açılım yapmaya çalışması. sormak lazım ”hanginiz sol partiydi?” acaba diye.

AddThis Social Bookmark Button





Warning: curl_exec() has been disabled for security reasons in /home/cafekonomi/domains/cafekonomi.com/public_html/wp-content/themes/limau-orange-01/footer.php on line 26