| RSS İçin Kayıt Ol

Kriz Paketi

Kasım 10th, 2008 Kategorisi Ekonomi, Gündeme Dair

Ekonomik krizin hikaye kısmını geride bırakmaya çok yaklaştık. Neydi o hikaye? Yıllardır faaliyette bulunan bankaların batmasını, ayda binlerce dolar kazanan Abdli zavallı! bankacıların işlerine son verilişlerini “ahh”lar “vah”lar içinde izlemiştik. Acıklı hikaye kısmını bitirdikten sonra krizin gerçek yüzünü göreceğimiz, asıl etkilerinin ortaya çıkacağı kısma yani bizim “ahh”lar “vah”lar çekebileceğimiz bölüme hızla ilerliyoruz.

Daha önceki yazılarda sürekli belirttiğim gibi Abd’de bankaların iflasa sürüklendiği krizin, Türkiye’ye etkisinin bu yönde olmayacağını, Türkiye’de türev araçların gelişmemiş olmasının burda bir olumlu etki yaptıgını söylemiş, asıl sorunun da krizin reel sektöre yansımaları ile ortaya çıkacagını belirtmiştik. Şimdi ki soru krizin reel sektöre ne kadar zarar vereceği konusu ve korkusu.

Kriz reel sektörü etkilemeye küçükte olsa başlamış durumda. Çevremizden gördüğümüz üzere İşçi çıkartmalar da başladı. Örneğin sağlık kuruluşlarında sağlık sektörü dışındakileri çalışanlarını çıkartan kuruluşlar var. Bir de krizin ne boyuta ulaşacağını kestiremediğinden dolayı yeni iş başvurularını askıya alan şirketler.

Krizin asıl etkilerini 2 ay sonrada görebiliriz, bahar aylarında da. Sonuçta krizin reel sektörü az ya da çok mutlaka etkileyecek. Psikolojik davranan bankaların ödeme planı dahilinde ödemesini günü gününe yapan işletmelerden kredileri geri istediğini biliyoruz. Ayrıca yeni kredi sözleşmelerinde teminat olarak gayrimenkul dışı bir varlığı kabul etmeyen bankalarıda. (burda belirttiğim krediler bol sıfırlı kredileri kapsıyor.)

Bugün açıklanan eylül ayı sanayi üretimi sonuçları ekonomide daralmanın ilk göstergesi niteliğinde geldi. Son dönemde başta tarım olmak üzere diğer sektörlerden olağanın dışında bir sıçrama gelmezse Abd için aylarca kullandığımız resesyon Türkiye için konuşulacak.

Türkiye ekonomisini etkilemeye başlayan ekonomik kriz için hükümet ne yapıyor kısaca onada değinelim. Geçenlerde Kemal Unakıtan’ın kriz ile ilgili “Abd ve Avrupa krize şu anda yangına su sıkıyor. Bizde yangın yok ki su sıkalım. Eğer sıkarsak,boşuna binayı yıpratırız.” sözünü okumuş ya da duymuşsunuzdur. Evet şu anda yangın başlamamış ama en ufak bir kıvılcımın yangına dönüşeceği hava şartları mevcut durumda.

Hükümetin ekonomik kriz paketinde yer alan maddelerin başında yerli yatırımcının parasını çekebilmek için hazine bonosuna stopajın kaldırılması geliyor. Halan hazine bonosu için yüzde 10′luk bir stopaj yükü bulunuyor. Yabancı yatırımcılar için ise 2006 yılından itibaren Türkiye elde ettikleri borsa kazancı, hazıne bonosu, devlet tahvili vs. gelirin vergisini sıfırlamıştı. Hükümet stopajı kaldırmakla piyasadan çıkan yabancı yatırımcının yerini yerli yatırımcı ile doldurmayı planlıyor.

Bir başka önlem ise Kobi’lere sıfır faizli kredi vermek. Gerek yurt dışından kredi kullanmanın zorlaşması, gerekse bankaların kredi vermeye pek yanaşmaması Kobi’leri zor durumda bırakıyor. Krizden en çok etkilenecek olan Kobi’lere kredi desteği sağlanması sıkıntı yaşayacak olan kobileri rahatlatacaktır. Tabi Kobi’ler derken sadece imalatçı yani ihracatçı kobileri kapsadığını söyleyelim. Kobiler demişken hükümetin özel sektör borcu konusunda oldukça katı bir tutum içinde olduğunu da görüyoruz. Hali hazırda özel sektörün borcu 190 milyar doları buluyor. Geçtiğimiz hafta Erdoğan’ın “özel sektörün borçları ile ilgilenmiyoruz. Kimseye beş kuruş vermeyiz” açıklamasına Rıfat Hisarcıklıoğlu “Dış borcu alıp da hovardalıkta mı yedik, kumarda mı yedik? Dış borçla yatırım yaptık, istihdam yarattık” diyerek karşılık vermişti. Hükümetin özel sektörün borçlarına karşı tutumunu sadece bu dönem ile değerlendirmemek gerekir. Zira Akp iktidara geldiğinden bugüne bu konuda her zaman aynı söylemlerde bulundu. Aslında haksız da değiller.

Son olarak hükümetin Imf konusunda ne yapacağı önemli bir konu. Imf ile yeni bir stand-by anlaşmasının olup olmayacağı konusunda tam bir cevap vermemesi yeni bir stand-by anlaşmasının olabileceği anlamına geliyor. Ayrıca Türkiye ekonomisinin geçtiğimiz dönem içinde yaşadığı yüksek ivmede Imf’nin payını unutmamak gerekir. Bu dönemde Imf’nin en azından denetçi sıfatı ile ekonomi içinde olması hem krizin etkilerini bir derece azaltabilir hem de Imf’nin güven aşılayarak ümüğümüzün az sıkılmasını sağlayabilir. Hükümetin tüm bunların yanı sıra krizin reel sektöre sıçrayarak reel krize dönüşmemesi için daha sıkı önlemler alması gerekiyor.



1 Yorum -> “Kriz Paketi”

  1. Cafekonomi.com » Blog Archive » Ak-ekonomi dedi ki:

    [...] 10 Kasım tarihli yazının girişinde krizin hikaye kısmının bittiğinden ve reel sektörün etkilenmeye başladığından bahsetmiştim. Hemen hemen her sektörde işçi alımları durduruldu, üretim yapan fabrikaların bazıları fabrikayı kapatırken, bazılarıda ciddi anlamda üretimi azalttı. Cuma günü ise Türkiye’nin önde gelen bankalarından Akbank 1700 personelini işten çıkarttı. İşlerini kaybetmeyen şanslı kesimi ise, daha çok mesai, daha çok baskı, her an işten çıkartılabilmenin getirdi psikoloji bekliyor. Diğer bankalarda da işten çıkartmaların her an başlayabileceği söyleniyor. [...]


Yorum Yap