Orta Sınıfın Varoş Kültürüne Bakışı

Bir başka deyişle sınıf milliyetçiliği… Sınıflar arasındaki müthiş diyalogsuzluğun ve uçurumun sebeplerinden biri de budur. Mevcut durumun aslında eğitimli-eğitimsiz olmayla veya kültürlü-kültürsüz olmayla pek alakası yok. Genel olarak tüm dünyada zaten tam bir yozlaşmışlık hali hakim.

Şimdi sınıf milliyetçiliği derken şunu kastediyorum. Analizimize orta ve alt sınıfla devam edecek olursak bunu çeşitli örneklerle açıklayabiliriz. İki sınıfın da kendi doğal yaşantısı içinde yazısız kanunları vardır. Her ne kadar dünyada, Hindistan’daki kast sistemi geçerli olmasa da sınıf atlamak o kadar mümkün değildir. İnsanlar sınıfıyla doğar, sınıfıyla ölür. Alt sınıfta dünyaya gelen çocuğun yaşam çizgisi bellidir. Eğer ülkemiz için konuşacak olursak, bu çocuk en iyi ihtimalle meslek lisesini okuyacaktır (katsayı sorunu da bu konuyla ilgili), sonra sanayide veya başka alanlarda mavi yakalı işçi olarak hayatına devam edecektir. Peki bu gencimizin sosyal hayatı nasıl olacak? Eğer ki işten güçten vakit bulursa daha çok kamuya açık, içki içilmeyen yerlerde takılacak (Gençlik Parkı gibi). Alt sınıf olmanın verdiği öfke ve eziklikle orta sınıfı rahatsız etme ve suça karışma ihtimali de oldukça yüksek olacak. Bu gencimiz hayallerinin asla gerçekleşmeyeceğini bildiği için de arabeski çok sevecek ve asla düzgün bir ilişki yaşayamayacak.

Orta sınıfta dünyaya gelmiş olan çocuğun yaşamını da ele alalım. Bir kere bu çocuk 20′li yaşlarına kadar okumak zorundadır. En az üniversite bitirmelidir, bitirmese bile sorun değildir çünkü belli bir güvencesi vardır. Askerden gelir, bir işe girer, evlenir ve yuvarlanıp gider. Sosyal hayatı diğer gencimize göre daha renklidir. Bu gencin öncelikle geçim derdi yoktur ve gezmeye-tozmaya oldukça vakti ve parası vardır. Haliyle çevresini pek rahatsız etmez. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın modundadır.

İşte birbirinden tamamen farklı iki hayat sınıf milliyetçiliğini körükler. Fakirliğin bir suç ve zenginliğin bir erdem sayılması da bundan dolayıdır. Bildiğiniz gibi milliyetçilik özü itibariyle üstünlüğe dayanan bir fikirdir. İşte “Ne mutlu Türküm diyene”,  ”Bir Türk dünyaya bedel” vb.  gibi tamamen diğerini aşağılayan ve kendini yücelten söylemlerle varolur milliyetçilik. Sınıf milliyetçiliğinde de durum çok farklı değildir. Orta sınıf kendi “soyluluğunu” kendi “üstünlüğüne” bağlar her zaman. İşte “Bizim soyumuz ta şuralara dayanır” gibi hikayeleri hep bu sınıftaki insanlardan dinleriz. Alt sınıf ise “fakirliğini” kadere bağlar; fakat alt sınıftaki durum tamamen orta veya üst sınıftaki duruma benzemez. Evet bu insanlar kadere inanırlar; ama sömürüldüklerini de bilirler. Eğer alt sınıf her zaman kadere bağlı yaşasaydı dünyadaki devrimler nasıl olacaktı? Bu günlere nasıl gelecektik? Alt sınıf insanları fakirliklerini tamamen kendileri ile özdeşleştirmedikleri için orta sınıf insanları kadar sahtekar, yoz, ikiyüzlü değildirler. Orta sınıf insanının her söyleminde, her eyleminde bir sahtekarlık gizlidir. Orta sınıf insanları kendilerini dünyanın merkezine koydukları için olan-biteni yorumlama, algılama, değerlendirme yetenekleri de yine kendilerini bağlar. Yani nerede kötü bir şey oluyorsa bunu fakir, aşağılık insanlar yapmıştır şeklinde değerlendirir. Nerede iyi bir şey yaşanmışsa bunu da kendisi gibi iyi adamlar yapmıştır! Velhasıl fakirlik kötülük demektir, zenginlik ise iyilik ve hatta kıskanılması gereken bir erdem!

Sınıflı toplum varolduğu müddetçe her türlü milliyetçilik de varolacaktır. İyi de orta sınıf biraz dürüst olabilse aslında asgari oranda bir diyalog, bir kaynaşma olabilir. Ama namümkün…


Yorum Yap




Warning: curl_exec() has been disabled for security reasons in /home/cafekonomi/domains/cafekonomi.com/public_html/wp-content/themes/limau-orange-01/footer.php on line 26