akp ile geçen 7 yılın özeti

17 Ocak 2010 Fibonacci Kategori: Siyaset | Yorum yok »


Yeni Yıllardan Yıldırdılar

29 Aralık 2009 kaan karabacak Kategori: Gündem | Yorum yok »

Her yılbaşında klişeleşmiş olaylara,  söylemlere,  eğlencelere rastlamak söz konusu günün bir an önce bitip geçmesini dilememe sebep olmaktadır(yeni yıl dileğim). Hadi bunu batılı adam kutluyor, onu anlarım çünkü onun dini bayramı filan(aslında din min hikaye, herifler eğlenecek yer arıyor sadece). İyi de sana ne oluyor be hey özenti dallama! Esasen seni de suçlayamıyorum be güzelim. Hedefimiz “Muasır medeniyetler seviyesi” iken senden Filistin’in yasını tutmanı ya da kapitalizme eleştirel yaklaşmanı beklemek abesle iştigal olurdu.

Deniyor ki bizde yılbaşı kutlamaları sadece yeni yıla güzel bir başlangıç vesilesiyle kutlanıyormuş. Yani asla dini, manevi bir amaç yokmuş. Yav kardeş tamam sana Hıristiyansın demedik zaten ama bu resmen bahaneden başka bir şey değil. Ne yani batılı yeni yılı kutlarken ibadet filan mı yapıyor sanıyorsun? Yukarıda dediğim gibi din, min hikaye, herifler sadece eğlenecek, coşacak yer arıyorlar. Kapitalist sistemin dayattığı(veya kullandığı) bu günlere çok aşinayız (bkz:sevgililer günü).

Burjuva eğlence anlayışını da anlamış değilim. Partiymiş, barmış ne lan bu? Neden bir insan(veya topluluk) evinde eğlenmeyi beceremez. Becerememekten ziyade bu arzulanır bir şey değildir. Zira ne kadar çok para harcıyorsan o kadar çok eğlenmiş oluyorsun(ya da ego tatmini). Evde eğlenmek ise buna benzemez. Küçük burjuva ev partileri(öğrencilerden bilirsiniz) verir ama bu ekseri önemsiz günler içindir ve asıl partiler(barlarda yapılanlar) öncesinde ön sevişme gibi bir şeydir. Ben diktatör olsaydım ilk işim bu yerleri kapatmak olurdu(bar, disco ve sonra da alışveriş merkezlerini). Başlarım böyle özgürlüğün içine! Stalin’e bazen hak veriyorum doğrusu! Sadece burjuva için parlıyorsa Güneş’i bile söndürürüz(Lev Troçki).

Yeni yılınızı kutlamıyorum. Benim böyle burjuva adetlerim hiç olmadı. E tabi dışarıda yeni yılımı kutlayan olursa mecburen ben de onunkini kutlamak zorunda kalıyorum. O kadar kusurumuz olsun!


Dtp’nin Kapatılması

20 Aralık 2009 hic kimsenin babasi Kategori: Siyaset | Yorum yok »

İşlerin böyle olacağı belliydi. Her ne kadar aklı selim olarak dtp’nin kapatılmaması gerekse de darbenin anayasasının bu sonuca yol açacağı da ortadaydı. Zaten daha dtp’nin kapanması küllenmeden yeni partimiz ufukta gözüktü: bdp. Barış ve demokrasi partisi.

Barış ve demokrasi maalesef öyle ismini partiye koymayla olmuyor; adaletin ve kalkınmanın olmadığı gibi. Emine ayna aslında toplumun iki kutbuna ayna olan laflar ediyor. mhp ve bahçeli dağa çıkmaktan bahsederken dtp ve ayna’da dağa çıkmaktan bahsediyor. Acı gerçek şu ki dtp nasıl ‘’tu kaka’’ olduysa mhp’de tam aksi yönde fakat aynı söylemde bir ‘’tu kaka’’dır. İbretlik olan da budur aslında. Dtp’yi kötüleyen zevat farkında olmadan mhp’ye sahip çıkar ancak aynı zihniyetin aksi yönlere gitmiş yansımasıdır bu.

Peki şimdi ne yapmalı? Açılımı ortaya atan akp artık açılımına bir gaz vermelidir. Anayasayı değiştirmek de bunun ilk hamlesi olmalıdır. Bakarsak dtp’nin kapatılması da haklı nedenlere bakar çünkü terörist bir oluşumla organik bağı vardır ancak fikirsel anlamda bağının olması zararsızdır. İşte dtp yeni adıyla bdp artık bu organik bağı atmalı ve fikriyatını siyaset zeminine dökmelidir. Böylece terörle olan somut bağı gitmeli ancak fikri mücadelesini her ne olursa olsun sürdürmelidir. Desteklenmesi ve korunması gereken budur. Şu bir gerçektir ki hiçbir ülkede o ülkeye düşman terör örgütüyle bağı olan siyasi oluşumların serbestçe at koşturmasına izin verilmez, doğru da değildir bu ancak fikri temele oturtup gelmek-irandaki gibi- şarttır. Ne büyük ironidir ki gerici dediğimiz iran kürtleri bir siyasi zemine çekebilirken biz çekemiyoruz, bizim aydın ve okumuş geçinen ancak aslında faşist olan-izmirdeki olaylara ev sahipliği yapan modern İzmirliler gibi- takımımız sağolsun!

Ne demiştik? Akp açılımını artık ortaya koymalı. Anayasa değişmeli, siyasi partiler yasası değişmeli ve artık parti kapatmaya bir son verilmeli. Öyle bir anayasa ki ülkede siyasete izin vermiyor. Bizim solcularımız, chplilerimiz de ağızları açılınca darbenin en çok kendilerine vurduğundan, darbenin modern bir ülkeye yakışmadığından bahsederler ancak aynı darbenin anayasası işlerine gelmeyen bir siyasi partiyi işlerine gelecek şekilde kapatınca anayasadan yana olurlar, darbeye göz kırparlar. Okumuş, modern takımı böyle olan ülke yine iyi dayanıyor bütün bu arızalara. Takdir etmek gerek doğrusu memleket idarecilerini.

Ufuk uras’A dikkat etmek lazım bu arada! Her ne kadar solculuğunu yine de yetersiz bulsam da bizim solculara, modern ve çağdaş geçinenlerimize iyi bir örnek. En azından onlar gibi işine gelince solcu işine gelince faşist olmuyor, net bir adam. Her halükarda solcu. Sanırım ortama göre davranmanın da en iyi hali canan arıtman’dır. Sırf chp’li olmamak için kendisi yeter şarttır. Aydınlıklarımızın emanet olduğu aydınlara bak!

Tekrardan kapatma konusuna gelecek olursam dtp’nin bana göre en olumlu yüzlerinden biri olan Ahmet türk’ün siyasi yasak alması gerçekten kötü oldu. Kendisinin samimi barış taraftarı olduğuna inanıyorum, elinden geleni yapmaya devam edeceğine de. Ancak burada dtp’lilere yani yeni bdp’lilere düşen görev bu işi meclis sathında fikir üreterek çözmeleridir. Akp’ye düşense açılımı yapabildiği en geniş ölçüde korkmadan sürdürmeye devam etmesidir. Zor olsa da onların siyasi kazançları için de bir gerektir bu. Chp ve mhp’ye bir şey demiyorum, ne desek boş zaten onlara. Tam yol  devam, muhalefete selam.


Özgürlükçü, Çağdaş ve Muhafazakar Türk Genci

20 Aralık 2009 kaan karabacak Kategori: Makaleler, Siyaset | Yorum yok »

Öylesine bir toplumda yaşıyoruz ki, gerçekten değer yargılarımız  ”modern” hayata uymak ve uymamak arasında çok ciddi bir bocalama yaşıyor. Bir yandan şiddetli batı şekilciliğini empoze ederek modernizmi icra etmeye çalışan (yada öyle sanan) devlet yapısı ve diğer yandan ise kapitalizme yeterince entegre olmuş fakat klasik burjuva hayatı formlarını içselleştirmeye direnen benim tabirimle postmodern muhafazakar bir anlayış. Ne var ki bunu sadece bizim toplumla sınırlı tutmak bir hata olur. Kapitalizmin yeni adıyla küreselleşmenin tüm dünyada alt yapıyı(kültür, din vb.) değişime uğratması -kapitalizmin genişlemesiyle-,  toplumların ve nihayet kişilerin sıradanlaşmalarına, şekilcileşmelerine ve anlamsızlaşmalarına sebep olmaktadır. Yazının hacmi gereği tüm dünyaya değinemeyeceğimiz gibi buradaki konumuz Türk Genci’nin bu süreçteki durumudur.

Kapitalist genişlemenin toplumları sıradanlaştırdığını yukarıda belirtmiştik. Bana göre artık kültür denen şey toplumlardaki marjinal ahlak davranışlarından(rusya’da erkeklerin öpüşmesi, japonya’da ilginç selamlama teknikleri gibi) başka bir şey değildir. Zira artık kola içmeyen, mekdanılds tüketmeyen bir toplum yok gibi. Kot pantolon, konvers giymeyen veya lost, prison break izlemeyeniniz var mı aranızda? Tüketim kalıpları ve davranış biçimleriyle batıya yaklaşmaya -daha doğrusu taklit etmeye- çalışırken, bunu dayatanın da devlet olması çok ciddi çelişkileri beraberinde getiriyor. Bir kere batıda modernizm devrimi (ingiltere’den başlayıp fransız ihtilali’ne kadar süren) devletin kurumsal veya ideolojik bir dayatmasıyla değil bizzat halkların devletlerle hesaplaşması sonucu yaşanmıştır. Yani 3. dünya ülkelerinin (moda tabirle azgelişmiş ülkeler) batı kurumlarını ve fikirlerini ithal etmesi modernizmden ziyade kaba bir taklitten öteye geçemez.

Bu bağlamda Türk Gencinin her türlü özgürlükten (sevişme özgürlüğü, hayvanlar gibi içme özgürlüğü falan filan) yana olup da katı bir faşist olması söz konusu vatan olunca her türlü özgürlüğü bertaraf edebilmesi tam da durumun vahametine işaret eder. Bilirsiniz sürekli kendi değerlerimizi aşağılamak, bizim olanı sahiplenmeyi utanmak ve batılı yaptı diye onu göklere çıkarmak modern olmanın gereklerinden sayılır. Rockçı, tiki, repçi grupların oluşması da bundan bağımsız değildir.Bu grupların hepsi katıksız özgürlükçü insanlarla doludur. İlginç-marjinal giyim tarzları, marjinal söylemleri vardır. Hep barıştan yanadırlar, hep özgürlük isterler fakat şu “kürt sorununa ne çözüm önerirsin” gibi bir soru yönelttiğinizde cevap olarak duyacağınız sadece birkaç küfürdür. Yine bu insanlar halkı aşağılamayı da modernizm sandıklarından ötürü(halk için halka rağmen batılılaşma!,  bkz:chp) mesela İsmail YK’ya iki-üç küfür sallamadan duramazlar. “Abi bu ne ya, kıro keko dinler bunu, ay çok banal bu bas gaza ne ki, abazan kıro” minvalinden söylemlere oldukça aşinayız. Fakat aynı “banal” müziği Sezen Aksu icra ederken (bkz:seni ham yapar bu zilliler, çakkıdı) süper, müthiş, çok modern bir sanatçı olur. Holivud filmlerine kendini kaptırdıklarından mıdır nedir çözmüş değilim ama “ben çok sevişgenim, çok sevgilim oldu, çok ihtiraslı adamım” triplerinden geçilmezler. Çok seviştikleri gibi çelişik olarak çok da kıskançtırlar. Bir kız uğruna ne kavgalar döner! Büyük bölümü modernizmin gereği “deist, ateist” modunda dolaşırlar. Onlara göre ateizm sürekli islamı ve islam ülkelerini aşağılamaktır. Çünkü kılavuzu batıdır bunun. “Abi bunlar terörist, geri kalmış, cani, yobaz” derler de emperyalizmi, kapitalizmi, abd, israil terörünü göremezler. Çünkü gözüne “ray-ban” gözlük takmıştır.

3. dünya ülkelerine dayatılan modernizm içi boş bir kabuktur. Marjinalleşmeden ve saçmalamaktan başka bir şey değildir. Batıyı taklit etmenin de ötesinde kendi gerçekliğine yabancılaşıp, kendini aşağılamaktır. Özetle sıtarbaksın o modern-elit ortamında kahveni yudumlayıp “abi ülkeyi satıyor bu yobazlar, bu halk aptal en zeki benim, lan bi kömüre oyunu satıyo kekolar” diyebilmektir.


demokratik toplum partisi

11 Aralık 2009 Fibonacci Kategori: Siyaset | Yorum yok »

LiveImages_Foto Haber_8 asker DTP'lilere teslim edildi_i

ellerine geçen tarihi fırsatı; “kürt” halkının sorunlarını daha anlaşılabilir bir şekilde duyurmak, yıllardır çekilen sıkıntıların çözümünü kolaylaştırmak, hayalleri kurulan demokratik bir türkiye için taşın altına ellerini sokmak yerine pkk nın izinden gitmeyi, şiddeti ve terörü savunmayı, ülke gündemine bölücülük ve provokatif sözlerle gündeme gelmeyi seçip, bitmek bilmeyen bir öcalan siyaseti yapmayı seçtiler. kapatma davasının ardından  türk demokrasisi kaybetti demek dtp’nin söz ve eylemlerini göz önüne aldığımızda saflık olacaktır.

kapatılan dtp.hlarge

“bir siyasi parti; terör, şiddet ve baskı içeren eylem ve söylemleri kullanma hakkına sahip değildir. terör ve şiddet içeren eylemler ve söylemlerle barışçıl söylemleri ve önerilerini birbirinden ayırmak zorundadır.

aihm’de son yıllarda vermiş olduğu kararlarında bu konunun üstünde çok açık biçimde durmuş ve bununla ilgili önemli ölçüler ve ölçütler yaratmıştır. bir siyasi partinin terör ve şiddete yakınlığı meşru göstermeye çalışması propagandası övülmesi ona yardım ve yataklık yapılması açık ve gizli destek verilmesi sözleşmeye asla uygun görülmemiştir.

bu konuda verilmiş kapatma kararları sözleşmeyi ihlal olarak nitelendirilmemiştir. bir siyasi parti demokratik ortam içinde amacı ve bu amaca ulaşmak için kullandığı araçlarını demokratik toplum değerleri ile uyum içinde kullanmak zorundadır. eğer bu uygunluk yoksa bu siyasi partinin siyasi alanda bir toplum modeli önerme hakkı da yoktur.

bir partinin savunduğu veya önerdiği inandığı toplumsal projesi ne kadar kutsal olursa olsun yöntem olarak terör ve şiddetle ilişki kurmuşsa bu amacının bence hiçbir anlamı yoktur.”

haşim kılıç







Warning: curl_exec() has been disabled for security reasons in /home/cafekonomi/domains/cafekonomi.com/public_html/wp-content/themes/limau-orange-01/footer.php on line 26